Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Ömür Dakikaları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Hazan

avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 28/10/08 Mesaj Sayısı : 5 Nerden : İş/Hobiler : Lakap :

MesajKonu: Ömür Dakikaları C.tesi 20 Haz. 2009, 11:56

İnsan, şu muhteşem kainatın gözbebeği, kendisine verilen maddi ve manevi cihazlarla yaratılanların en zengini, şu dünyaya gönderilen memur ve misafirlerin en şereflisi, Yüce Rabbimiz'in bütün güzel isim ve sıfatlarının en büyük aynası; hepsinden önemlisi Allah'ın muhatabıdır.

Bu kadar kıymetli bir mahiyette olan biz insanlar acaba bunun idrakinde miyiz?
Evet veya hayır. Geldiğimiz nokta şu: hayat apartmanımız yıkılıyor; sayılı günlerimiz bir çaydan daha hızlı akıyor; ömür dakikaları adeta şimşek gibi geçip gidiyor. Hepimiz geçmiş günlerimize baktığımızda bu benzetmelerin hiç de abartılı olmadığını anlayabiliriz.

Unutmayalım ki biz yokluktan varlık alemine gönderildik, bundan önemlisi insan olarak yaratıldık; bundan da önemlisi kalbimize iman nuru verilerek değer biçilmez bir kıymet kazandık. Acaba bunun farkında mıyız?

Ömür nimeti bize sunulan çok önemli bir fırsattır. Bu yüzden denilir ki, dünyanın bir günü ahiretin bin gününden daha önemlidir;çünkü ahiret bu dünyada kullandığımız ömür dakikalarının semereleriyle dolacaktır. Ömür dakikalarını boşa geçiren insan ekilebilir bir tarlayı kendi haline terk etmiş gibidir. Boş bırakılıp kendi haline terk edilen bir tarlada kısa sürede ısırgan otları, deve dikeni biter. Bizlerin de boşa geçen zamanlarımızın vahim neticeleri bu benzetmeden pek de farklı değil.

Ahiretin kazanç ve çalışma yeri olmaması ömür dakikalarımızın önemini çok farklı açıdan bir kez daha ortaya koyuyor. Son derece kıymetli bir sermaye olan zamanı, boş ve abes şeylerle israf etmek, ahiret hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu konunun önemindendir ki Yüce Rabbimiz ayette: “Bir işi bitirince, hemen başka bir işe giriş, onunla uğraş! Hep Rabbine yönel (İnşirah 7-Cool ” buyuruyor. Abdullâh B. Abbâs'tan (R.A.) rivâyete göre, Resûlu'llah Salla'llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: İnsanlardan çoğunun aldandığı ve kıymetini takdîr edemediği iki ni'met vardır: Vücud sıhhati, boş vakit. İmam-ı Rabbani hazretleri de Mektubat'ında ömür dakikalarının boşa geçirilmesinin vahametini şu hadis-i şerifle delillendirir: Bir kimsenin boş şeylerle vakit geçirmesi, Allah'ın onu sevmediğinin alametidir. Hazreti Peygamberimizin hadiste ifadesini bulan sadece şu ikazı bile meselenin ne derece önemli olduğunu, ömür dakikalarını boşa geçirme neticesinde nasıl bir tehlike içerisinde olduğumuzu açık bir şekilde ortaya koymuyor mu?

Bediüzzaman Hazretleri de Risale-i Nur adlı eserinde sık sık insanın dünyaya gönderilme gayesinden, aslî vazifelerinden, nereye doğru yol aldığından söz ederek ömür dakikalarının her bir anının mahşer gününde Yüce Rabbimiz tarafından sorgulanacağına dikkat çekmektedir.

Risale-i Nur Külliyatının Mesnevi-i Nuriye adlı eserinde yer alan şu cümleler ömür dakikalarımızın ebedi alemde ya boğucu karanlıklı (boşa geçmiş ise) veya parlak ışıklı sevaplar(hayırda kullanılmış ise) şeklinde bizlere geri döneceği ifade edilmektedir. Said Nursi Hazretlerinin konuya çok farklı bir bakış açısı getiren ifadeleri şöyledir:
Evet, rivayetlerde vardır ki, "İnsanın ömür dakikaları insana avdet ederler. Ya gafletle muzlim olarak gelirler veya hasenat-ı muzie ile avdet ederler."
Bediüzzaman Hazretlerinin ömür dakikalarını anlamsız bir şekilde geçirmeyle ilgili bir başka ikazı şöyledir:
“Bununla beraber, meşâgil-i dünyeviye dediğin, çoğu sana âit olmayan ve fuzûlî bir sûrette karıştığın ve karıştırdığın mâlâyânî meşgalelerdir. En elzemini bırakıp, güyâ binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz mâlûmât ile vakit geçiriyorsun. Meselâ, 'Zühalin etrafındaki halkaların keyfiyeti nasıldır?' ve 'Amerika tavukları ne kadardır?' gibi kıymetsiz şeylerle kıymettar vaktini geçiriyorsun. (21. söz 5. İkaz)

Tüm bu değerlendirmeler ışığında artık bir özeleştiri yapma zamanımız geldi. En masumane düşünecek olursak.
1-İhtiyacımız dışında kaç saat uyuyoruz?
2-Temelde haberleşme aracı olan telefonlarımızı sohbet amaçlı kaç saat kullanıyoruz?
3-Televizyon karşısında geçen zamanımız...?
4-Siyaset, spor, dedikodu içerikli konuşma süremiz ne kadar?
5-Çarşı pazar gezmelerinde harcadığımız vakit ne kadar?

Bu tür soruların sayılarını çoğaltmak mümkün. Bunlardan sadece televizyon karşısında geçen zamanımız üzerinde bir değerlendirme yapacak olursak durumumuzun ne derece içler acısı olduğu ortaya çıkacaktır. En az ihtimalle günde bir saatimizi televizyon karşısında geçiriyorsak ortalama 65 yıllık bir ömür ortalamasında bu süre yaklaşık üç seneye tekabül etmektedir. Hayatımızın bu üç senesi acaba ebedi hayatımızda bizlere parlak sevaplar şeklinde mi yoksa zülümatlı karanlık bir şekilde mi dönecek? Yukarıda diğer sorular üzerinde sanırım ayrı ayrı değerlendirme yapmamıza pek de gerek yok

Ömür dakikalarının boşa harcanmaması konusundaki uyarılar ve bu konudaki ciddi değerlendirmeler sadece İslam toplumlarında değil farklı medeniyetlere mensup toplumlarda da dile getirilmiştir. Dünya edebiyatının en popüler isimleri arsında bulunan Shakespeare'in : “Zamanımı kullanmasını bilemedim, şimdi o beni kullanıyor.”: Başta Fransızların olduğu kadar tüm Avrupalıların en fazla okuyucu kitlesine sahip yazarlardan Balzac'ın: “Zaman öldürmek en pahalı harcamadır.” Amerikalıların idolü Benjamin Frankl'in: “Eğer hayatı seviyorsan, zamanı öldürme, çünkü hayatın zamana bağlıdır.” Son yılların güçlü kalemi Orison Swett MARDEN'in: Değerli Dostum! İhtiyacın karşında malını ve mülkünü kullan, ama bir saatini bile boşuna harcama, değerini tayin edemezsin. Popüler yazarlardan Rinehart'ın: Zamanın öldürülmesinin basit örneği, telefon konuşmalarıdır. şeklindeki veciz ifadeler her konuda olduğu gibi bu konuda da aklın yolunun bir olduğunun göstergesidir. Bugün en ilkel toplum olarak kabul edilen Afrikalıların : “Sabahın bir saati, gecenin iki saatinden daha iyidir.” atasözleri yine toplumlarını az uyuyarak vakitlerini değerlendirme konusunda bilinçlendirmeye yönelik değil midir?

Sayılı oaln şu ömür dakikalarımızı elimizde fırsat varken en iyi şekilde değerlendirmemiz konusunda Yüce Rabbimizden sonrada başta peygamberimizden başlayarak bütün rehber olma vasfına sahip insanların elmas değerindeki bu ikazlarına kulak tıkayıp yine başta nefis ve şeytan olarak örfî ve dinî terbiyeden yoksun arkadaşların yönlendirmesiyle hareket etmek ne derece doğru olur durup düşünmek gerek.

Diyeceğimiz şu ki: Ölüm anı gelmeden önce uyanalım elmas değerindeki şu ömür dakikalarımızı adi değersiz cam parçalarına değiştirmeyelim. Vesselam...

Halil Sağlam
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Ömür Dakikaları

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: RUH UFKU :: Kıssadan Hisse -

/

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog