Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Namaz (Ahmet Altan)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Namaz (Ahmet Altan) Paz 04 Ekim 2009, 14:08

Bir lise öğrencisi, kız arkadaşıyla birlikte tren yolunda yürürken geçirdiği kaza sonucu ölmüş.

Ölen, bir köy çocuğu herhalde.

Cenazesini köye götürmüşler.

Çocuğun okuduğu okulun müdürü de cenazeye gitmiş.

Müdür, din öğretmenliği de yapan bir İmam Hatip mezunu.

Caminin imamı bir nezaket göstermiş, “öğrencinizin namazını kıldırmak ister misiniz hocam” demiş.

Müdürün kendisi “ben kıldırayım” diye teklif etmiş de olabilir, öyleyse benim için daha da makbul.

Neticede müdür, öğrencisinin namazını kıldırmış.

Bu haber beni çok etkiledi.

Müdürün öğrencisinin cenazesine gitmesi, onun namazını kıldırması, onunla kendi itikadınca vedalaşması, onu son yolculuğunda yalnız bırakmadığı gibi o yolculuğun eşiğinde o çocuğun elini son kez “manevi bir dünyada” tutması çok insani geldi bana.

Öğretmenler, öğrencilerini böyle sevmeli diye düşündüm.

Son ana kadar yanlarında olmalı.

Aslında, öğrenciler öğretmenlerini yolcu eder ama bu sefer tersi olmuş, bir kaza, bir talihsizlik “sırayı” bozmuş.

Ve, öğretmen, genç öğrencisi için “helallik” istemiş.

Bu davranışın, o çocuğun ailesine de bir nebze olsun bir teselli vermekte çok faydalı olduğunu düşündüm, sanki çocukları başka bir âlemde yalnız kalmayacakmış, öğretmeni orada da ona yol gösterecekmiş gibi hissetmişlerdir diye geçti aklımdan.

Peki, sonra ne olmuş?

Öğrencisini “yalnız bırakmayan” öğretmeni kutlamışlar mı?

Hayır.

Kaymakam, o müdür hakkında soruşturma açmış.

Gayet de tuhaf bir nedeni var kaymakamın, “müdür mesai saatlerinde” kıldırmış namazı.

Cenaze namazını “mesai saatlerine” göre ayarlayan bir din mi var yeryüzünde, cenazeyi mesai saatine nasıl denk getireceksiniz?

Tabii “mesai saatleri” bir kılıf, asıl namaz kıldırmasına kızmış belli ki kaymakam.

Bir “öğretmen” nasıl namaz kıldırır, diye düşünmüş herhalde.

Bırakın kıldırsın, ne zararı var bunun, tam aksine böyle davranışlar insanların içini rahatlatır, onlara en acılı zamanlarında bile bir huzur verir.

Bizim devletin bu “din korkusu” hastalık düzeyinde, toplumun bir kesimi de bu korkuyu paylaşıyor.

Her dinî davranışta bir “şeriat geliyor” paniği yaşıyorlar.

Şeriat böyle gelmez.

İnsanların inançlarını “özgürce” yaşaması değildir şeriat, “şeriat” dediğimiz herkesin “din kurallarına uygun” yaşamasını mecburi kılmaktır.

Özgürlük ve şeriat arasında çok büyük bir fark var.

Ben kimsenin bana “din kurallarına uygun yaşamam” için baskı yapmasını istemem ama insanların inançlarını özgürce yaşamasını isterim.

Ben “şeriat” istemediğim için başkalarının dinlerini yaşamasına engel olursam, insanları “din dışı” yaşamaya mecbur etmiş olurum.

Şeriat istememem “dini istememem” değildir, “mecburiyeti” istemememdir.

Ben bir “mecburiyete” karşı çıkarken niye diğer insanlara bir “mecburiyeti” dayatayım, bu, iki yüzlülük olmaz mı?

İnanç alanında, hiç kimsenin hiç kimseyi “bir şeye” mecbur etme hakkı yoktur.

Laik bir düzen, “mecburiyet dışı” bir düzendir.

Siz eğer insanların inançlarına uygun davranmasını böyle engellerseniz, “dinî bir şeriatı” engellemek adına, “laik bir şeriatı” zorlamış olursunuz.

Eğer insanlara iki “mecburiyetten” birini dayatırsanız, insanlar Allah adına getirilen “mecburiyeti”, “devlet” adına getirilen mecburiyete tercih ederler.

“Laiklik istiyorum” derken “şeriatın” yolunu kendiniz açarsınız.

Ben, bu ülkenin “diniyle” barışması gerektiğine inanıyorum, burası, halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülke, bunu inkâr etmeye çalışmanın kimseye bir faydası olmaz.

Kürtlerin varlığını reddet, Müslümanların varlığını reddet, sonunda bu devlet “gerçeklerden” kopuk yaşayan bir şizofrene dönecek.

Kürtler de var, Müslümanlar da var, bu insanları “bir şeyler “olmaya “mecbur” etmeyin, şu “mecburiyetleri” çıkartın halkın hayatından.

Devlet, insanların “kim” olacağına, “nasıl yaşayacağına” karar veremez, devlet birilerinin başkalarına baskı yapmasına, “sen şu olacaksın” demesine ya da “sen böyle yaşayacaksın” demesine engel olur.

Devletin varlık nedeni budur.

Bizim devlet ise tam tersini yapıp kendi “varlık” nedenini ortadan kaldırıyor.

Bırakın insanlar istedikleri gibi yaşasınlar.

Bırakın bir öğretmen istiyorsa öğrencisinin namazını kıldırsın.

Bu, “dinî” olmaktan da öte “insani” bir davranış, insanca bir sıcaklık var bu davranışta.

Öğrencisini “yolcu” etmiş öğretmeni.

Etmesin mi?

Bu insanca davranıştan, bu sıcaklıktan neden korkuyorsunuz?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Namaz (Ahmet Altan)

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: GAZETE YAZILARI ve YAZARLARI -

/

Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com