Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Kemalizm mi, 'Kadro'culuk mu? hilmi yavuz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Kemalizm mi, 'Kadro'culuk mu? hilmi yavuz Ptsi 05 Nis. 2010, 09:41

1930'lu yılların başında Kemalizm'e bir ideolojik arkaplan edindirme misyonunu üstlenen 'Kadro' dergisinin Bonapartist söylemlerinin Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Başvekil İsmet Paşa tarafından onaylanmadığını ve bu durumun derginin kapanmasıyla sonuçlandığını biliyoruz.
Dergi, Demokrasi karşıtı Bonapartist söylemlerini, Hitler'ci Nasyonal Sosyalizmle örtüştürülebilecek kertede ileri götürmüştür ve mesela 'Kadro'nun kurucularından İsmail Hüsrev'in Derginin 19. sayısında yer alan 'Milli Kurtuluş Devletçiliği' yazısı bunun apaçık örneğidir. İsmail Hüsrev'in, Hitler'den yaptığı alıntılarla Türk Milli Kurtuluş Savaşı'nın bir nevi faşist diktatörlükle tamamlanması gerektiğini ima eden yazısı, Kadro'cuların demokrasi konusundaki zihniyet yapısını ortaya koymak bakımından ziyadesiyle manidardır. Prof. Dr. Naci Bostancı 'Kadrocular ve Sosyo-Ekonomik Görüşleri' adlı çalışmasında bu durumu şöyle değerlendirir:
'Kadrocuların fikirlerini yorumladıkları Hitler'den bu konuda pek de farklı düşünmedikleri ortadadır. Demokrasi konusunda Hitler'in görüşleriyle Kadro'cular arasında büyük bir paralellik vardır. Cahil ve bilgisiz halk (!) doğru ve yanlışı tefrik edemez ve kendi kendini idare etme ehliyetini gösteremez. Hitler de böyle düşünüyor, Kadro'cular da...'
Şimdi dikkat edilsin: Kemalist Bonapartizme, 'Devletçilik' başlığı altında faşist, nasyonal sosyalist bir ideolojik kılıf uydurma girişiminin bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa tarafından reddedildiği gözönünde bulundurulursa, bugün Türkiye'de Demokrasi aleyhdarlığını ve onun bir içermesi olan cuntacılık ve darbeciliği Kemalizm ile ilişkilendirebilmek mümkün değildir. Bugün 'halkın kendi kendini idare etme ehliyetini' gösteremediğini öne sürerek Demokrasiyi reddedenler, bunu Kemalizm adına yaptıkları safsatasını dolaşıma sokmuşlardır ki, bunun adı Kemalizm değil, düpedüz, Kemalizm'in reddettiği 'Kadro' ideolojisidir. Ve Kemalizm,'Kadro'culuk değildir...
Türkiye'de son elli yıldır silahlı kuvvetlerin cunta oluşumları ve darbe girişimleri, Kemalizm adına yapılmış gibi gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışıldı. Hiç kimse de bunun böyle olup olmadığını sorgulamadı. Unutmamalı: Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti'ni gençliğe emanet etmiştir,-cuntalara değil!
Prof. Dr. Mete Tunçay, 'Taraf' gazetesinde Neşe Düzel'le yaptığı konuşmada, Düzel'in 'Ordu, Atatürk zamanında da kendisini ayrıcalıklı görüyor muydu?' sorusuna, son derece dikkate değer şu cevabı veriyor: 'Atatürk Abdülhamid'in hatasını yapmadı. Orduyu güçlendirmedi.'
Prof. Mete Tunçay bu tespitinde fevkalade haklıdır;-şundan dolayı: Gerek Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gerekse ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü, asker kökenli oldukları halde, silahlı kuvvetlere, sivil bürokrasiye kıyasla hiç bir imtiyaz tanımamışlar; asker ve sivil bürokrasi arasında, ordu lehine herhangi bir pozitif ayrım gözetmemişlerdir. Askeri bürokrasinin, giderek imtiyazlı bir konuma gelişinin başlangıcı 27 Mayıs 1960 ise, sonrası, onu takip eden darbelerdir...
Prof. Dr. Mete Tunçay şöyle diyor: 'Bizim ordunun siyaseti dikte etme imkanı var. Ve ordu da bunu yapıyor. Aslında ordunun ne kadar laiklik ve ilericilik yanlısı olduğu konusunda karar vermek güç. Ama şu kesin: İlerici ve laiklik yanlısı görünmek, orduya dominant bir güç olma imkanını sağlıyor. Zaten ordunun istediği de Türk toplumu üzerindeki egemen konumunu sürdürmek. Bütün bu laiklik ve Atatürk devrimleri vurgusu, topluma direktif vermenin bir bahanesi oluyor ordu için. Ordunun ilericiliği açıkçası, bana bahane gibi geliyor. Toplumdan niye daha ilerde olsunlar ki?'
Doğrusunu söylemek gerekirse, Kemalizm'in cuntacılığa ve darbelere meşruiyet kazandırdığı düşüncesini hiçbir zaman anlayamadığımı itiraf etmeliyim. Darbecilik, Kemalizm'in öz'üyle çelişir. Bu öz, 1923-1925 yılları arasındaki demokratik, özgürlükçü ve yurttaşı 'devrim yanlısı ve ilerici'/'cahil, bilgisiz ve gerici' diye ikiye ayırmayan Kemalist öz'dür. Mustafa Kemal'in Halkçılığı herkesin yasalar önünde eşit olmasıdır.Bu, Fransız İhtilali'nden sonra biçimlenen ondokuzuncu yüzyıl liberal burjuva halk anlayışıdır. Nitekim, bunun sonucu olarak siyasi iktidarın dayandırıldığı egemenlik anlayışı da, temsil yoluyla gerçekleşecek olan milli egemenlik'tir... Yani, Demokrasi...
Gazi Mustafa Kemal Paşa, 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' demişti;- 'Kadro' zihniyetinden kaynaklanan cuntacı ve darbeci bir 'elit zümre'nin değil!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Kemalizm mi, 'Kadro'culuk mu? hilmi yavuz

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: GAZETE YAZILARI ve YAZARLARI -

/

Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog