Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Kurabiyeden ikonlar A. ALİ URAL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Kurabiyeden ikonlar A. ALİ URAL C.tesi 01 Mayıs 2010, 14:24

Gözünün putunu dikti önce. Taştan bir göz. Görünmeyeni görünür hale getirmek için fırçasıyla koştu her canlının ardından. Renkli peygamberler yaptı. Azizler yonttu mermerden, çift başlı öküzler, kanatlı atlar, yırtıcı kuşlar eğri gagalı...
İki dünya arasına yerleştirdi onları. Taştan bir köprü, ruhânî dünyaya uçuracak. Bahanesi hazır. Saygı taştan, odundan, boyadan oluşan ikonalara değil, resmedilene. Malzemeleri hazır: İstavroz, eğiliş ve yerleri öpme... Kutsal kitap yasaklamış ne çıkar, serbest bırakmalı ikonaları. Johannes von Damaskus'ın defterinde yazıyor: Tanrı İsa kılığında. Kişiye özel ikonalar var artık. Oturma odalarında doğuya bakan duvarlar...
Aklının putunu dikti sonra. Taştan bir algı. İdolleri var, kilden, odundan. Aile tanrıları, ev tanrıları var her boyda. Dışarıda var içeride var. Bütün baltalar gömülmüş. Büyük putun boynuna asılacak balta yok. Hakikat yırtık bir bayrak gibi çırpınıyor. Hz. İbrahim'i yakmak için çırpınıyor ateş. Dünyayı algıladığı gibi kabul ediyor putperest. Aklın bulanık aynasında ateş yakıyor. İbrahim'i içine atacak. Küflü mancınıklarını çıkartıyor topraktan geleneklerin. Fakat aklın berrak aynası karşılıyor ateşi. Bir göl gibi karşılıyor ateşi ve teşhisi koyuyor: "Konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlar..."
Dilinin putunu dikti ardından. Taştan bir dil. Hareket edemiyor. Korkunç bir ağrıyla çıkıyor raydan. Bir anda anlaşma aracı olmaktan çıkıyor. Düğümün rehberi önlerine düşemiyor yazık. Onu izleyenler sık sık arkalarına bakıp doğru yolda olduklarına inanıyorlar. İşte onaylar gibi duruyor orada. Onaylar gibi sesini çıkarmıyor. Onaylar gibi uzatıyor gölgesini. Hz. Musa asasını değdiriyor denize. Yarılan deniz yutuyor Firavun ve adamlarını. Denizden geçtiklerine göre yolunda her şey.
-Hayır, yolunda değil.
-Neden?
-Gelenek bataklığı yollarını kesiyor.
-Denizi geçtiler. Yüz vermezler bataklığa!
-Putları önünde eğilen bir topluluğa rastladılar ama.
-Ne yani onlara mı uyacaklar deniz yarıldıktan sonra.
-"Ey Musa, onların ilahları var. Sen de bize bir ilah yap!" diyorlar.
-Nasıl bir ilah!
-Altından bir buzağı mesela!
Rüyasının putunu dikti sonra. Taştan bir düş. Aynı rüyayı binlerce defa görebilir artık Nebukadnezar. Rüyasında gördüğü heykeli anlatabilir yontuculara. Babil kralı buyurdu: Ey ellerinde keski hayallerinin etrafında gezinenler! Heykeli dünyaya taşımak için ne gerekiyorsa... Derken keskiler yürüyor taşa. Heykel rüyadan dünyaya yürüyor. Kral herkesin tapınmasını istiyor rüyasındaki puta. Danyal Peygamber ve iki arkadaşı da orada. Düş putunun önünde diz çöküyor herkes. Hz. Danyal ve arkadaşları müstesna. Kral şaşırıyor. Düşünme süresi veriyor onlara.
-Neyi düşünecekler?
-Puta tapmaları için zaman verdi kral.
-Düşünmelerini istemesi ne tuhaf!
-Neden!
-Putun önünde diz çöken bir düşünce!
Ateşin yedi kat ısıtılmasını emretti kral. Kızgın ateşte kavrulsun puta boyun eğmeyen fikir. Fakat söz dinlemedi alevler. Hz. Danyal ve arkadaşlarını yakacağı yerde onları ateşe atmaya çalışanlara saldırdı. Hz. Danyal ve arkadaşları yanmıyor. Nebukadnezar'ın kalbine sıçrıyor kıvılcım fakat. Ateşin sahibine teslim oluyor sonunda.
Elinin putuna geldi sıra. Taştan bir el. Ne bir omza konabilir ne sallanabilir yolculukta. Fakat hamur yoğuruyor ne tuhaf! Şekil veriyor hamura. Bir tanrı kurabiyesi bu! Ateşte pişiyor yakacakken ateşte. Tapınıyor seferde yolcu. Kurabiyeden bir tanrı önünde eğiliyor. Ta ki acıkana kadar. O günleri buruk bir tebessümle anlatıyor Hz. Ömer: "Kurabiyelerden tanrı putları yapar, yol boyunca onlara tapınır, acıkınca da yerdik."
- Tanrılarını mı yiyorlar?
- Evet. Putlar acıkılınca yenir.
- Açım, yiyecek putum yok!
- Asaf Halet'e kulak ver!
- Ne diyor şair?
- "İbrahim /içimdeki putları devir/elindeki baltayla/kırılan putların yerine/ yenilerini koyan kim"
Mekke'nin fethi. Hz. Muhammed (sav) savaşmaksızın teslim alıyor şehri. Herkesi affediyor putlardan başka. Hz. Ali Kâbe'deki üç yüz altmış putu tek tek kırıyor. Putlar bitti mi? Hayır. Hz. Peygamber minberde. Kibir putunu kırmaya çağırıyor insanları: "Ey insanlar! Yüce Allah cahiliyet kibri ve soy sopla övünme düşüncesinden temizledi sizi. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktandır. Sizin en üstününüz Allah'tan korkup günahtan kaçanlarınızdır."
-Elinde keski nereye gidiyorsun?
-Bir baltayla takas etmeye!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Kurabiyeden ikonlar A. ALİ URAL

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DİVAN-I EDEBİYAT :: EDEBİYAT -

/

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog