Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Ergenekon'un 'DOĞUŞ'u

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Ergenekon'un 'DOĞUŞ'u Ptsi 03 Mayıs 2010, 12:00

<TABLE style="WIDTH: 100%; mso-cellspacing: 1.5pt" class=MsoNormalTable border=0 cellPadding=0 width="100%">

<TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes">
<td style="BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-BOTTOM: 2.8pt; BACKGROUND-COLOR: transparent; PADDING-LEFT: 0cm; WIDTH: 64.62%; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #ece9d8; BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0cm" vAlign=top width="64%">
Yargıtay’ın ‘Danıştay ve Ergenekon davaları birleşsin’ kararından sonra gözler Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne döndü. Birleşme kararı henüz verilmedi. Aksiyon, ETÖ ile Danıştay cinayetinin kilit bağlantılarının yer aldığı Doğuş Factoring dosyasındaki uyuşturucu, cinayet, kara para aklama ilişkilerini deşifre ediyor. </TD>
<td style="BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BACKGROUND-COLOR: transparent; PADDING-LEFT: 0.75pt; WIDTH: 34.4%; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #ece9d8; BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0.75pt" width="34%"><TABLE style="WIDTH: 150pt; mso-cellspacing: 1.5pt" class=MsoNormalTable border=0 cellPadding=0 width=200>

<TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes">
<td style="BORDER-BOTTOM: #ece9d8; BORDER-LEFT: #ece9d8; PADDING-BOTTOM: 0.75pt; BACKGROUND-COLOR: transparent; PADDING-LEFT: 0.75pt; PADDING-RIGHT: 0.75pt; BORDER-TOP: #ece9d8; BORDER-RIGHT: #ece9d8; PADDING-TOP: 0.75pt">
</TD></TR></TABLE>

</TD></TR></TABLE>




Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin ‘Ergenekon ve Danıştay davalarının birleştirilmesi’ yönündeki kararı Ankara’daki yerel mahkemece dikkate alındı. 23 Mart 2009’da toplanacak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ergenekon ile Danıştay davası arasında ‘fiilî-hukuki’ bağ olup olmadığı ve iki davanın birleştirilmesiyle ilgili kararını verecek. Süreç Danıştay sanığı Osman Yıldırım’ın, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombaları, Ergenekon Terör Örgütü’nün (ETÖ) tutuklu sanıkları emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük tarafından verildiğini itiraf etmesiyle başlamıştı. YineDanıştay davası ile ilgili en somut delillerden biri Ergenekon soruşturması kapsamındaki 10. dalga operasyonunda ortaya çıktı. İddialara göre, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, söz konusu operasyonda Alparslan Arslan’ın Danıştay suikastında kullandığı ‘Glock’ marka silahın izini sürdü. Basına yansıyan bilgilere göre de İbrahim Şahin silahı, 10. dalga operasyonunda gözaltına alınan E.E’dan aldı ve Muzaffer Tekin’e iletti. Tekin ise silahı avukat Alparslan Arslan’a verdi. 17 Mayıs 2006’da Kızılay’daki Danıştay binasına gelen Aslan, kanlı saldırıyı gerçekleştirdi. Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybederken, 4 üye yaralandı. Türkiye’yi kaosa götürmeyi hedefleyen bu suikastın tetikçisi Arslan’a silahı kimin verdiği, devam eden soruşturmalar neticesinde ortaya çıkacak.

Burada üzerinde durulması gereken kritik nokta, Danıştay tetikçisi Arslan’ın avukatlığını yaptığı Doğuş Factoring isimli şirket ve faaliyetleri. Çünkü, karanlık ilişkiler ağının şifreleri burada gizli. Arslan’ın ETÖ ile bağını kuran bir paragrafla iddianameye de giren şirket, dudak uçuklatacak polisiye hadiseler, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve kara para hareketleriyle anılıyor. Ayrıca 10. dalga operasyonlarıyla ortaya çıkan ilişkilerin, PKK-uyuşturucu-mafya üçgenindeki ETÖ’nün Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan kanlı mücadelesini ortaya çıkarıyor. Aksiyon, bugüne kadar gizli kalan ETÖ’nün Ertuğrul Yılmaz cinayetindeki rolü, Doğuş Factoring’deki ilişkiler ağı ve Danıştay davasının açılmamış dosyasındaki bilgileri açıklıyor.

Almanya istihbaratı ve Türk polisinin raporları ile İstanbul ve Ankara DGM’de daha önce açılan dava dosyalarında yer alan bilgilere göre; İbrahim Şahin’den Alparslan Arslan ve Muzaffer Tekin’e, Sami Hoştan, Sedat Peker, Veli Küçük, hatta uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya’ya kadar birçok isim 1990’lardan beri ilginç ilişkiler ağı içinde.

ETÖ’nün Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan uyuşturucu-PKK sarmalındaki ilişkisini çözmek için, işe Ertuğrul Yılmaz cinayetinden başlamak gerekiyor. Düzce Gölyaka doğumlu Yılmaz, 3 Nisan 2003’te Almanya’nın Hannover eyaletindeki evinde öldürüldü. Yılmaz’ın Almanya yolculuğu 1990’larda başlamıştı. Almanya’da ikamet izni almak için eşi Nezahat Keleş’ten anlaşmalı olarak boşanan Yılmaz, bir kız arkadaşı sayesinde bu ülkeye girdi ve yaşamaya başladı. 1997’de yüklü miktarda parayla Türkiye’ye dönen Yılmaz, uyuşturucu baronu Urfi Çetinkaya’nın sağ kolu olarak bilinen Murat Hakan Doğan ile ilişkiye geçti. Bir yıl sonra Doğan ile ortaklık yaparak 1 trilyon sermayeli Doğuş Factoring Hizmetleri AŞ isimli şirketi kurdu. O tarihlerde İstanbul’da faaliyete geçen şirketin hisselerinin yüzde 75’i Yılmaz’a (üç ayrı ismin üzerine), kalanı ise Genel Müdür Ahmet Çekelkıran’a aitti. İşleri büyüten Yılmaz, üç yıl sonra Doğuş Finansal Kiralama ve Doğuş Tüm Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi’ni kurdu. Aynı yıl Almanya’da Kanka Handels isimli bir deri mağazası açıldı. Büyümeye devam eden şirketlere 2002’nin Aralık ayında Bilgidaş Bilişim Hizmetleri Limited Şirketi eklendi. Ahmet Çekelkıran (yüzde 20), Abdülkadir Ç., Fikret G. (yüzde 10) ve Ertuğrul Yılmaz’dan (yüzde 60) oluşan ortaklık yapısı Yılmaz’ın talebiyle bir müddet sonra değişti. Mehmet Tanış, Abdülkadir Ç. ve Muzaffer Tekin adına yüzde 10’ar hisse dağıtımı yapıldı. Kalan hisseler ise şirket müdürü Çekelkıran üstüne yapıldı. İş bununla da kalmamıştı, şirketin bir borçlusundan alacağına karşılık temin edilen Ümraniye Dudullu’daki 7300 metrekarelik bir arsa Muzaffer Tekin’in üstüne yapıldı. Yılmaz’ın ölümünden sonra Tekin, arsayı apar topar Yılmaz Tavukçuoğlu’na devretti. Ardından da arsa satıldı. Çekelkıran’ın müşteki olarak İstanbul polisine verdiği ifadelere ve gazetelerde çıkan habere göre, bugün ETÖ davasının sanıklarından biri olarak yargılanan Tekin, Yılmaz ile çok samimiydi ve 1982’de onun amca oğlu Rıza Yılmaz kanalıyla tanışmışlardı. Kadim dostluğa eklenen son halka 2001’de firmanın avukatlığını yapmaya başlayan Alparslan Arslan oldu. Danıştay saldırısına kadar, Doğuş Factoring’in çek senet icra işlerini Arslan yürüttü. Ergenekon iddianamesine göre ise, yüklü miktarlarda paralar teklif edip ülkeyi kaosa sürükleyecek eylemler yaptırmak isteyen ETÖ, ‘yakında darbe yapacağız, hapiste çok kalmazsınız’ vaatleriyle birçok ismi de suça teşvik etmişti. Beş yıla yakın Doğuş Factoring’in avukatlığını yapan Alpaslan Arslan, belki de bu yöntemle Danıştay suikastına azmettirilmişti.

Soruşturma kayıtlarına yansıyan bilgiye göre, Ertuğrul Yılmaz, Doğuş Factoring aracılığıyla 1999-2003 arasında 38 trilyon civarında parayı Türkiye’ye getirdi. Bunu tefecilik yoluyla sisteme soktu. Bütün bu ilişkilerin kilit ismi Yılmaz, Nisan 2003’te Almanya’da ilginç bir cinayete kurban gitti. Ahmet Çekelkıran’ın ifadelerine göre, Yılmaz’ın ölümünden sonra işleri Ayhan Parlak takip etti. Yılmaz’ın malvarlığı, imam nikâhlı eşi Nezahat Keleş’te toplandı. Bu arada Çekelkıran’a ait 160 milyarlık senet gasp edildi.

Peki Ertuğrul Yılmaz neden ve nasıl öldürüldü? Almanya-Türkiye-Pakistan hattındaki uyuşturucu trafiğinde nerede duruyordu? Bu soruların cevabı yine Hannover’de işlenen cinayette saklı. Alman ve Türk polisinin cinayetle ilgili tahkikatları, bugün ETÖ üyesi olarak karşımıza çıkan birçok ismin 10 yıl önce başlayan ‘uyuşturucu kavgası’nın aktörleri olduğunu gösteriyor. 1990’larda Almanya’ya hızlı bir giriş yapan Ertuğrul Yılmaz, 1997’de Çanakkale’deki bir cezaevi ziyareti esnasında ‘uyuşturucu kaçakçısı’ Urfi Çetinkaya’nın yakın adamlarından biri olan Murat Hakan Doğan ile tanıştı. Tanışıklık daha sonra Doğuş Factoring’in kuruluşunu getirdi. Doğan, 1989’da Çetinkaya’nın evinde yakalanan 3,5 kilo eroini üstüne alarak onu hapisten kurtarmıştı. Sonra İspanya’ya kaçan Çetinkaya ile birlikte bu işleri sürdürmüştü. Ertuğrul Yılmaz, Sedat Peker’in yakın koruması olarak bilinen Boğaç Kaan Murathan’ın telefonu üzerinden Peker ve çevresiyle de irtibat hâlindeydi. Frankfurt Emniyet Müdürlüğü’nün çalışmalarına yansıyan bilgiye göre, Peker, geçmişte başka suçlarla anılsa da, tüm dünyada uyuşturucu madde işleri ve haraç almakla suçlanıyordu. Uyuşturucu baronu olarak bilinen Hüseyin Baybaşin’den daha büyüktü.

Murat Hakan Doğan ile Ertuğrul Yılmaz’ın birlikteliği sadece iş ortaklığı değildi. Örneğin Yılmaz, Banker Yalçın lakaplı Yalçın Doğan cinayetinin (Temmuz 1998) azmettiricisi olarak aranıyordu. Cinayetle ilgili Ankara ve İstanbul savcılıklarının tahkikatlarına yansıyan ifadelere göre, bu cinayete Doğan ve Yılmaz birlikte karar vermiş; infazı yakın adamları Can Doğan yapmıştı. 1995’te ikilinin yakın korumalarından biri Danıştay cinayetinden sonraki operasyonlarda gözaltına alınan ve hakkında açılan davadan beraat eden Ayhan Parlak, diğeri ise Erdem Çoşkun’du. Banker Yalçın cinayeti, Almanya-İspanya-Türkiye hattındaki uyuşturucu kavgasının da ilk işaretçisiydi. Çünkü bundan sonra Doğuş Factoring’i korumak üzere silahlanılacaktı. Urfi Çetinkaya’nın kardeşi Aydın Çetinkaya ile Mehmet Öktem, Murat Hakan Doğan’a suikast düzenleyecekken, adamları polis tarafından yakalandı. Bundan sonra Doğuş Factoring silahlı korumaların yoğunlaştığı yeni bir yapıya dönüştü. Kavga o kadar büyümüştü ki, durması neredeyse imkânsızdı. Uyuşturucu kaçakçısı Celal Duman ve şoförü, Hayati Özer, Banker Yalçın cinayetleri birbirini izledi. Ve iş gelip Ertuğrul Yılmaz cinayetine dayandı. Alman ve Türk polisinin ortak tespitine göre, 3 Nisan 2003’te öldürüldüğünde Ertuğrul Yılmaz’ın evinde birbirinden ilginç simalar vardı: Orhan, Tugay (muhtemelen Ertuğrul Yılmaz’ın yeğeni Sit Turgay Birol), Ayhan (Parlak), Pakistan uyruklu Shahbaz Khan. Bu bilgi olayın şüphelisi olarak aranan Recep Canik’in ifadelerine dayanıyor. Canik, olaydan üç ay sonra 2 Temmuz’da Diyarbakır’da yakalandı. PKK’ya yardım ve yataklıktan tutuksuz yargılanan Canik, Polonya’da uyuşturucu suçundan yakalanmış, sekiz ay Polonya, üç ay da Almanya’da cezaevinde kalmıştı.

Alman polisine göre, Pakistanlı Khan, Türk uyruklu Urfi Çetinkaya ile birlikte Pakistan’dan Almanya’ya büyük miktarda uyuşturucu kaçakçılığı yapan uluslararası bir narko-suçluydu. Diyarbakır Emniyeti’ne gelerek bilgi veren Adem Elegel’e göre de Recep Canik, Hüseyin Baybaşin’in sağ kolu, uyuşturucu sevkiyatının Almanya ayağını yöneten PKK terör örgütü ile irtibatlı ve üst düzey sorumlu olarak çalışan bir isimdi. Üstelik Almanya’ya iltica eden şahıslara da eroin satmaları gerektiğini söyleyen Canik, buradan kazanılan paranın dörtte üçünün PKK’ya, kalanının kendilerine verileceği yönünde yönlendirme ve baskı yapıyordu.

Ertuğrul Yılmaz Almanya’da öldürüldüğünde ilk haberi alan yine Sedat Peker ve grubu oldu. Peker’in eski avukatı ve finansal işler danışmanı Ö.Y. aynı gün akşam saatlerinde yaptığı telefon görüşmesinde bir başka organize suç örgütü liderine Yılmaz’ın öldürüldüğünü anlatıyordu. Peker-Yılmaz bağlantısı bununla da sınırlı değildi. Peker’in adamları olarak bilinen Serdar Seven ve Gökhan Kapoğlu bir arabayla geldikleri Almanya’da Yılmaz’ın evinde misafir olarak bulunuyordu. Tahkikatlara göre, Hannover’deki cinayetin etrafında şekillenen bu isimler, uyuşturucu kaçakçıları Urfi Çetinkaya ve Cumhur Yakut (Türkiye’deki uyuşturucu piyasasının en büyük ismi olarak aranıyor) gibi isimlerle irtibatlıydı. Cinayet şüphelisi olarak yakalanan PKK’lı Recep Canik’in anlattıkları bir nevi tetikçiyi gizleme gayretiydi.

MUZAFFER TEKİN VE ÜNİFORMALI KARADAĞ UYUŞTURUCU KAÇAKÇISININ CENAZESİNDE

Almanya’daki bu ilginç bağlantılara Ertuğrul Yılmaz’ın İstanbul Kadıköy ve Düzce Gölyaka’daki cenaze törenlerinde yaşananlar da eklendi. 9 Nisan 2003’te Kadıköy Söğütlüçeşme Camii ve Gölyaka Bakacak köyündeki cenaze törenleri o günlerde hapishanede olan Sedat Peker’in adamlarınca organize edildi. Alman ve Türk polisinin bilgilerine göre, Ertuğrul Yılmaz, Sedat Peker’e sürekli para gönderiyor, para trafiği Peker’in adamları eliyle karayolundan gerçekleştiriliyordu.

Peker’in kardeşi Atilla Peker, Olgun Aydın (Peker), Mecnun Odyakmaz, Boğaç Kaan Murathan, Sezai Arslan, Serdar Seven ve Gökhan Kapoğlu gibi isimlerin hazır bulunduğu cenaze töreninin ilginç iki katılımcısı daha vardı. ETÖ üyesi Zafer kod adlı Muzaffer Tekin ve Paşa kod adlı (emekli K. Albay) Mehmet Fikri Karadağ. Üstelik Karadağ, cenaze merasimlerine resmî üniformasıyla katılmıştı. Bu törenlere katıldığını ETÖ operasyonu kapsamında alınan ifadesinde itiraf eden Kuvvai Milliye Derneği Başkanı Fikri Karadağ, uyuşturucu kaçakçılığının kilit ismi Ertuğrul Yılmaz’ı kendisine Muzaffer Tekin’in “Avrupa’da PKK ile mücadele eden kahraman bir vatan evladı” olarak tanıttığını söylüyor. Karadağ’ın ifadelerine göre Tekin ve Yılmaz 2000’de kolorduda kendisini ziyaret etmiş. Karadağ, Yılmaz’ın oğlunun sünnet yemeğine gitmiş; vatansever bir Türk evladı olduğu gerekçesiyle cenazeye üniformasıyla katılmıştı.

İlginç bir başka ayrıntı ise Danıştay cinayetinden hemen sonra gözaltına alınan ve yargılandığı davada beraat eden Ayhan Parlak ile aynı kapsamda ifadesi alınan Emniyet Asayiş Dairesi’nde çalışan komiser Tamer Topsakal’ın mahkemeye sunulan ifadelerinde geçiyor. MİT’ten emekli M.A.nın oğlu Deniz A. ile Ankara Sakarya Caddesi’nde buluşan Topsakal, Ayhan Parlak ve Nizamettin Öztekin ile tanışmış. Ayhan Parlak, tanışma esnasında Ertuğrul Yılmaz isimli ağabeyinin Almanya’da Recep Canik isimli şahıs tarafından öldürüldüğünü, Canik’in Türkiye’de yakalandığını ve cinayette kendisinin de (Ayhan Parlak) ilgisi olduğu şeklinde ifade verdiğini, gerçek tetikçiyi bulmak istediğini dile getirmiş. Dilekçeli müracaatı önerdiğini söyleyen Topsakal’ın yargıya ve polise verdiği ifadelere göre, Parlak daha sonra dosyayı temin etmiş ve Deniz A. eliyle ulaştırmış. Deniz A. görüştüğü isimlerle ilgili Topsakal’a ‘güvenilir ve devlete yakın isimler’ dediği için onlara itimat etmiş. Ayhan Parlak, Çek Cumhuriyeti’ne gittiği bir görev dönüşünde Topsakal’ı İstanbul Suadiye Otel’de ağırlamış. Topsakal’ın ifadelerine göre, iftardan sonra deniz kenarında bir çay bahçesinde eski Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin ve oğlu, Fikri Paşa ve Muzaffer Albay diye kendisine tanıtılan şahıslar, iki profesör ve tanımadığı birkaç kişinin de yer aldığı bir grupla kalabalık bir masada oturmuş. Bir süre sohbet edildikten sonra Ayhan Parlak, Topsakal’ı topluluğa ‘Ertuğrul ağabeyimin öldürülmesi konusunu aydınlatmamızda yardımcı olacak arkadaş’ şeklinde tanıtmış. Topsakal polis ifadelerine göre, Parlak ve İbrahim Şahin’in çok samimi olduklarını da gözlemlemiş.

Bütün bu olaylar yumağında isimsiz bir ihbar mektubunda Ertuğrul Yılmaz ve Cumhur Yakut isimli şahısların uyuşturucu ve adam öldürme olaylarından elde ettikleri paraları Almanya, Dubai, İsviçre ve Türkiye’de akladıkları, Türkiye’de de Doğuş Factoring’in kullanıldığı ihbar edilmiş. İhbara göre, para gücü yükseldikçe Kürt gruplar Almanya’daki paradan pay istemiş, aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı da Ertuğrul Yılmaz öldürülmüş.

Alman ve Türk polislerinin ortak çalışmasıyla ortaya çıkan Ertuğrul Yılmaz cinayeti dosyasının ayrıntıları bunlarla da sınırlı değil. Yılmaz ile Muzaffer Tekin, Sedat Peker bağlantılarından, hatta Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan Arslan irtibatlarından, Doğuş Factoring dosyasında yer alan bazı isimlerin ETÖ mensubu oldukları tespit edildi. Bu isimler Ertuğrul Yılmaz ve adamları eliyle uyuşturucu kaçakçılığı, çek-senet tahsilatı, adam öldürme gibi eylemleri yürütmüştü. ETÖ adına, uluslararası uyuşturucu ticareti, çek-senet tahsilatı ve adam öldürme suçlarında elde edilen paralar, Türkiye, İsviçre, Dubai, Pakistan ve Almanya’da kurulan şirketler aracılığıyla aklanıyordu. Yine aynı tespitlere göre, Ertuğrul Yılmaz, Murat Hakan Doğan ve Shahbaz Khan uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama organizasyonunda anlaşmazlığa düşmüştü. Ertuğrul Yılmaz’ın Sedat Peker’e, onun da emekli Tuğgeneral Veli Küçük’e bağlı olduğu, kuryelerle alınan paraların Peker üstünden Küçük’e teslim edilmiş olabileceği iddiaları gittikçe önem kazanıyor. Danıştay cinayetinin kilit ismi Alparslan Arslan’ın avukatlık yaptığı, Muzaffer Tekin’in bir dönem ortağı olduğu Doğuş Factoring dosyası Ergenekon ve Danıştay davaları birleşmesinde ele alınacak mı bilinmez. Ancak bu ilişkiler ağı çözülürse, Ergenekon’un Türkiye’den Avrupa’ya ve hatta Pakistan-İran gibi uyuşturucu güzergâhlarındaki ‘derin’ yolculuğuna dair daha fazla ayrıntı da gün yüzüne çıkacak.




TÜRK ESCOBARLAR: HÜSEYİN BAYBAŞİN VE URFİ ÇETİNKAYA

Hâlen Hollanda’da cezaevinde yatan Hüseyin Baybaşin’in adı önce Türk Amerikan narkotik timlerinin Akdeniz’de Kısmetim-1 gemisine yaptığı operasyonla duyuldu. Sonra 1993’te Türkiye’de narkotik tarihinin en büyük operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçen Luck-S gemisinde yakalanan 14,5 ton uyuşturucunun ortağı olarak tanındı. Baybaşin ailesinin uyuşturucu işinde tuttuğu yere atfen İngilizler Baybaşin’i Kolombiyalı uyuşturucu tüccarı Pablo Escobar’a benzetmişti. Baybaşinler’in 1970’lerde Suriye sınırındaki Lice’de eroin rafine ederek uyuşturucu dünyasına adım attıkları biliniyor. 1998’lerde Avrupa’nın eroin kaçakçılığının önde gelen en zengin isimleri arasında yer aldılar. Hüseyin Baybaşin 2002’de Hollanda’da ömür boyu hapse mahkûm oldu. Baybaşin kardeşler, 45 milyar dolar hacmindeki eroin kaçakçılığına Türkiye’den üst düzey yetkililerin de karıştığını iddia etmişti.

Urfi Çetinkaya ise Avrupa’ya tonlarca uyuşturucu kaçırmakla suçlandı. Mersin’de 7 yıl önce ele geçirilen 22 ton esrar ve 599 kilo baz morfinin sahibi olduğu iddiasıyla 15 yıl hapse, 1,3 milyon lira para cezasına çarptırıldı. Bu karar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Ergenekon'un 'DOĞUŞ'u

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: Sosyal Hayat & Medya :: KARA KUTU -

/

Forum kurma | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Bir bloga sahip olmak