Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

(ARŞİV) Umut Operasyonu sanıkları psikolojik tedavi istedi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: (ARŞİV) Umut Operasyonu sanıkları psikolojik tedavi istedi Salı 11 Ara. 2012, 13:00

Ankara DGM’de görülen duruşmada, davanın kilit isimlerinden Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel dinlendi. Emniyette, Mumcu, Üçok ve Kışlalı cinayetlerini üstlenen Özmen ve Yüksel suçlamaları reddeti.
8 Eylül— Sanıklar Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel, Emniyet’te ağır psikolojik baskı altında tutulduklarını ve tedavi görmeden ifade vermeyeceklerini söylediler. Sanıkların ifade vermemeleri üzerine hakim “İyi görünüyorsun” diye karşılık verdi. Umut Operasyonu davasının geçen ay yapılan ilk oturumunda diğer sanıklar Emniyet’te verdikleri ifadeleri reddederken Özmen ve Yüksel “herşeyi gelecek duruşmada anlatacağız” demişti.
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu suikastının faillerini yakalamak amacıyla başlatılan, daha sonra ortaya çıkan bağlantılar üzerine Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesi gibi 22 olayı kapsayan “Umut Operasyonu”na ilişkin 17 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.
Ankara 2 No’lu DGM’de bugün görülen davanın 2. duruşmasına, 15’i tutuklu 17 sanık, 12 sanık avukatı, müdahiller Uğur Mumcu’nun ablası Beyhan Gürson ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Halil İbrahim Şahin katıldı. Ankara Barosu Başkanı Hakkı Suha Okay, Erdal Merdol, Önder Sav, Turgut Kazan, Halil Sevinç, Mehmet Cengiz, Şenal Sarıhan, Erşen Sansal, Hasan Bıyıklı ve Emin Değer’in aralarında bulunduğu 18 müdahil avukatının da katıldığı duruşmada, sanık yakınları da hazır bulundu. Çok sayıda gazetecinin izlediği duruşmanın başında, kameraman ve foto muhabirlerinin kısa bir süre görüntü almalarına izin verildi.
Duruşma salonunda ve DGM binası dışında emniyet kuvvetleri tarafından yoğun güvenlik önlemleri alındı. Duruşma salonunda sanıkların oturduğu bölümün etrafında duran askerlerin avuçlarının içinde sanıkların isimlerinin yazılı olduğu dikkat çekti. Mahkemeye Hüseyin Eken başkanlık ederken, üyeler Mehmet Maraş ve Ramazan Aksan’dan oluştu. Cumhuriyet Savcısı olarak da, davayı açan Hamza Keleş duruşmaya çıktı.

“GECELERİ KABUS GÖRMEYE BAŞLADIM”
Geçen duruşma savunma yapmadığı hatırlatılarak savunması sorulan Ferman Özmen, “Sayın başkan ve değerli üyeler” diyerek başladığı savunmasında, İstanbul ve Ankara emniyet müdürlüklerinde çok ağır işkenceler gördüğünü iddia etti. İşkence sonucu psikolojik tahribata maruz kaldığını ve tahribatın artarak devam ettiğini ifade eden Özmen, şöyle konuştu: “Rahat uyku uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum. Geceleri kabus görmeye başladım. Bunalım ve sıkıntım giderek artıyor. Gördüğüm işkenceler nedeniyle bazen kendimden tiksinti duyuyorum. Yapmadığım, uzaktan yakından ilişkim olmayan suçlamaları kabul etsem rahatlayacak gibiyim. Ancak yapmadığım bir şeyi neden kabul edeyim? Öncelikle psikolojik tedavi görmek ve tedavi görmeden savunma yapmayacağımı belirtmek istiyorum. Ayrıca, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak gibi bir düşüncem de yoktur.”

“SAĞLIKLI GÖRÜNÜYORSUN”
Mahkeme Başkanı Eken, sanık Özmen’in işkence gördüğünü söylemesi üzerine, “Ferhan öyle görünmüyorsun. Sağlıklı görünüyorsun” dedi. Özmen de bunun üzerine, “Şu an kendimi toparlayamıyorum ve bunun için de savunma yapamıyorum. Sorduğunuz sorulara da cevap verecek durumda değilim” diye konuştu. Özmen, gördüğünü iddia ettiği işkenceleri de gelecek oturumlarda anlatacağını söyledi.
Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel’in avukatı İbrahim Ceylan, müvekkillerinin tedavi görmeleri gerektiği yönünde doktor raporu aldığını belirterek, bu raporu mahkemeye sundu. Müvekkillerinin 7 günlük emniyet sorgularında şiddet ve baskılara maruz kaldıklarını kaydeden Ceylan, “Sıhhi yönden savunmaya çekilecek durumda değiller. Travma sonrası stres bozukluğuna maruz kalmışlardır” diye konuştu. Avukat Ceylan, mahkemeden, öncelikle raporu değerlendirmelerini ve ondan sonra müvekkillerinin savunmalarını alıp almamaya karar vermelerini istedi.

KARAKUŞ: ÇORAP SATIYORDUM
Sanık Yusuf Karakuş, nasıl ele geçirildiğini anlattı. Kim olduğunu bilmediği şahıslar tarafından İstanbul’da yakalandığını ve 34 gün işkence altında sorgulandığını ileri süren Karakuş, “Yakalanana kadar pazarda çorap satarak geçinen bir kişiydim. Mahkemede bulunmamın sebebi geçmişimdir” dedi. Karakuş, kendisini pazar yerinden alarak sorgulayan kişilerin, kendilerini “derin devletin adamı” olarak tanıttıklarını ve Uğur Mumcu cinayetini üstlenmesi için baskı yaptıklarını iddia etti. Aynı kişilerin kendisine, “Pişmanlık Yasasından yararlanıp çıkarsın” dediklerini de öne süren Karakuş, üzerine atılı suçlamaları reddetti. Kayınbiraderi Murat Filiz’in Hizbullah terör örgütüne yazdığı bir mektupta adının geçtiğini belirten Karakuş, Filiz’in hükümlü olduğu cezaevinde yapılan yüzleştirmede, Filiz’in böyle bir mektup yazmadığını söylediğini hatırlattı.
Ferhan Özmen’in yakalanmasının, kendisinin yakalanmasını boşlukta bıraktığını iddia eden Karakuş, bir televizyon kanalında sorgu bantlarının yayınlanmasının da bunun kanıtı olduğunu söyledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı senaryoya göre davrandığını ve Muzaffer Dağdeviren ile Fatih Aydın’ın da adını verdiğini anlatan Karakuş, şöyle konuştu: “Bu senaryoya göre, (bize telefon et, Uğur Mumcu’nun katiliyim, vicdan azabı duydum teslim olmak istiyorum) diye konuşmamı istediler ve Emniyet Müdürlüğü’nün Doğu kapısına gelerek, kendilerine teslim olmamı söylediler. Aksi tekdirde yasadışı örgüt üyeliğinden 15 yıl ceza alacağımı söylediler. Ben de kabul etmek zorunda kaldım.” Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirildikten sonra da kendisine manevi baskı yapıldığını ve Ankara polisinin İstanbul’daki ifadeye sadık kalmasını istediğini öne süren Karakuş, savcı ile tatbikat yapmadan önce polislerin kendisini önce bir otele, daha sonra da bir camiye götürdüklerini ayrıca Uğur Mumcu’nun evinin bulunduğu sokakla ilgili bilgi verdiklerini iddia etti.

İRANLI’NIN ADI DEĞİŞTİ
Karakuş, “hata yapılmaması için arabanın yönü, kaldırılan polis kulübesinin şekli konusunda ayrıntılı bilgi verdiler. Ben de ezberlediğim bu bilgileri, kameraların önünde savcıya söylemek zorunda kaldım” diye konuştu. İran’lı Ali Ekber Gorani’nin kaçırılmasını da polislerin “kendisinin üzerine yıktığını” öne süren Karakuş, bu kişinin kaçırılmasını daha önce yargılanan İslami Hareket Örgütü mensuplarının üstlendiğinin anlaşılmasından sonra polislerin İranlı’nın adını değiştirdiklerini söyledi. İran adına hareket etmediğini ve İranlılardan talimat almadığını öne süren Karakuş, “Benim gibi geçmişi milliyetçi olan bir kişinin İran rejimini kabul etmesi ve İranlılara çalışması mümkün değildir” dedi. Yusuf Karakuş, İran’a iki defa gittiğini ifade ederek, bu seyahatleri “terlik ticareti” yapmak amacıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü. Sanık Karakuş, Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken’in, “İran’da nereye gittin?” sorusunu, “Tebriz’den başka bir yere gitmedim. 5-10 gün kaldım” diye yanıtladı.

MURAT FİLİZ BERAAT ETTİ
Eken’in “Orada ne yaptın, kimlerle görüştün?”, sorusunu da Karakuş, “Kimseyle görüşmedim gezdim” diye yanıtladı. Hizbullah örgütü üyesi Fidan Güngör’ün kaçırılması olayına da karışmadığını iddia eden Karakuş, “Onu benim kaçırdığımı söyleyen Murat Filiz’dir. Halbuki Murat Filiz’in kendisi o davadan beraat etti. Savcı beni Murat Filiz ile yüzleştirdi. Filiz, (yazılanların hepsi komplo ben senin adın geçen herhangi bir mektup yazmadım) dedi. Sonra da savcıya dönerek, (Yusuf’u kurban seçtik) dedi” diye konuştu. Karakuş , Hüseyin Eken’in, “İranlılarla konuştun mu, hiç İranlı tanıdığın var mı?” sorusuna, “hayır” karşılığını verdi. Mahkeme Başkanı Eken’in sorusu üzerine Karakuş, davada yargılanan sanıklardan Mehmet Şahin, Muzaffer Dağdeviren, Fatih Aydın ve Arif Tarı’yı tanıdığını, Tevhid Dergisi’ne gidip gelirken de Mehmet Ali Tekin’i gördüğünü, Hasan Kılıç’ın ise “matbaacı olarak” adını duyduğunu söyledi. Yusuf Karakuş, 3 Mayıs 2000 tarihli pişmanlık dilekçesini de reddederek, ilk ifadelerinin tersine “Ankara ve İstanbul polisi bana fiziki işkence yapmadı. Ancak manevi baskı yaptılar” dedi. Emniyet ifadelerini reddeden Karakuş, polislerden korktuğu için savcılık ve yedek hakim huzurunda da polis ifadesi doğrultusunda bilgi verdiğini söyledi ve bu ifadelerini de reddetti.
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Eken, “Peki, emniyette korktun, savcı ve hakim karşısında niye korktun?” diye sordu. Yusuf Karakuş da, “Ben 13 sene hapis yattım. İnsanların hapisten alınıp bir daha gelmediklerini veya sakat bırakıldıklarını gördüm” diye konuştu. Mahkeme Başkanı Eken’in “O kadar korkmamışsın. Önce kabul ettiğin eylemleri daha sonraki aşamalarda reddetmişsin” demesi üzerine Karakuş, “34 gün işkence gördüm. şimdi götürseler gene kabul ederim” dedi. Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, Yusuf Karakuş’un savunmasının ardından duruşmaya bir süre ara verdi.

AVUKATTAN ŞİİRSEL SAVUNMA
İbrahim Ceylan’ın, müvekkili Özmen’in emniyette gördüğünü ileri sürdüğü işkenceyi şiirsel bir şekilde anlattığı savunmasında, daha fazla mağduriyetlerine neden olunmaması için, müvekkillerinin İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’na sevkedilerek tedavilerinin yapılmasını talep etti. Avukat Ceylan, Mahkeme Başkanı Eken’in sorusu üzerine, müvekkilinin cezaevinde raporu veren doktorla yüz yüze gelmediğini, kendisinin sunduğu belgeler doğrultusunda doktorun bu raporu hazırladığını belirtti.

“BİRA İÇİYOR MUSUN?’’
Hüseyin Eken, emniyet, savcılık ve yedek hakimlik sorgusunu kabul etmediğini söyleyen sanık Özmen’e, “Bira içiyor musun?” diye sordu. Özmen de, “Tedavi görmeden cevap vermek istemiyorum. Anlamadan, yorumlamadan cevap veremem, şu an verebilecek durumda değilim” cevabını verdi. Sanık Necdet Yüksel de, emniyette ağır işkenceler gördüğünü ileri sürdü. İşkence sonucu psikolojisinin bozulduğunu ve bu nedenle de savunma yapacak durumda olmadığını ifade eden Yüksel, tedavisi yapıldıktan sonra savunma yapmak istediğini kaydetti. Yüksel, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak istemediğini de söyledi. Sanıklar Özmen ve Yüksel, geçen celse de emniyette işkence gördüklerini öne sürerek, savunma yapmayacaklarını belirtmişlerdi.

9 İDAM İSTENİYOR
İddianamede, sanıklar Ferhan Özmen, Necdet Yüksel, Hakkı Selçuk Şanlı, Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren, Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Hasan Kılıç ve Mehmet Şahin’in, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak” hükmünü düzenleyen 146/1. maddesine göre idam cezasına çarptırılmaları isteniyor.
Sanıklar Mehmet Ali Tekin ve Talip Özçelik hakkında, TCK’nın “Devletin emniyetine karşı silahlı çete kurma “ fiilini içeren 168/1 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın “yarı oranında ceza artırımını” öngören 5. maddelerine göre 22 yıl 6’şar aydan az olmamak üzere ağır hapis cezaları istenen iddianamede, sanıklar Mehmet Kasap, Mehmet Gürova, Adil Aydın ve Murat Nazlı hakkında ise TCK’nın “yasadışı örgüt üyesi” olmak fiilini düzenleyen 168/2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddelerine göre, 15’er yıldan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep ediliyor. İddianamede, Arif Tarı ve Musa Koca’nın da, TCK’nın “yasadışı örgüte yardım ve yataklık” fiiline ilişkin 169. ile 3713 sayılı Yasa’nın 5. maddeleri uyarınca 4 yıl 6’şar aydan 7 yıl 6’şar aya kadar ağır hapisle cezalandırılması isteniyor.

RAHATSIZLIKLARI DOĞRU MU?
“Umut Operasyonu” davasında, sanıklar Ferhan Özmen ile Necdet Yüksel’in, Eskişehir’de tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilerek, “savunma yapmalarına engel bir rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi” kararlaştırıldı. Ankara 2 No’lu DGM’de görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, sanıkların savunmalarına devam edildi. Sanık Fatih Aydın, polis görünümlü kişiler tarafından evinin önünden “kaçırıldığını” ve bilmediği bir yere götürüldüğünü söyledi. Burada bulunan şahısların kendisine, “Yusuf Karakuş ve Muzaffer Dağdeviren ile anlaştık. İnşallah sen de bize zorluk çıkarmazsın” dediklerini öne sürdü. Aydın, bu kişilere kim olduklarını sorduğunda da, “Biz derin devletin adamlarıyız” yanıtını aldığını söyledi.
İranlı Ali Ekber Gorbani’yi kaçırıp kaçırmadığı yolundaki bir soruya, “hayır” cevabı verdiğini ifade eden Aydın, “İran’ın siyasi yapısı ile benim şu andaki siyasi yapım, ak ve kara gibi birbirine zıttır” dedi. Sanık Aydın, kendisini sorgulayan kişilerden birinin, “ Ben 9 yıldır kelle koltukta görev yapıyorum. Sen, üç ay cezaevinde kalıp devlete hizmet etsen ne olur” diyerek suçlamaları kabul etmesini istediğini söyledi. Pişmanlık Yasası gereği kendisini 3 ay sonra cezaevinden çıkartacaklarını ifade eden kişinin, “Sen arabanın kaportasısın. Kaportanın boyası ne kadar iyi görünürse diğer bölümleri de o kadar iyi görünür” dediğini ileri sürdü. İstanbul ve Ankara emniyet müdürlüklerinde fiziki veya manevi işkence görmediğini anlatan Fatih Aydın, 1992 ve 1996 yılarında ticaret amaçlı olarak İran’a gittiğini ve Tebriz kentinde kaldığını anlattı. Aydın, Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken’in, “İran’da tanıdıkların var mı?” sorusuna, “İranlılardan nefret ederim. Dolayısıyla İranlı devlet görevlileri de dahil, hiçbir tanıdığım İranlı yoktur” dedi.

SANIK DAĞDEVİREN
Sanık Muzaffer Dağdeviren, suçlamaları reddederek, sanık Fatih Aydın’ın anlattığı şekilde polis görünümlü kişiler tarafından kaçırılarak sorgulandığını savundu. Sorgulamada bulunan kişilerin kendilerini, “Derin devletin adamları olarak tanıttıklarını” anlatan Dağdeviren, bu kişilerin kendisine “Yusuf Karakuş, Uğur Mumcu cinayetini üstlenecek, sizler de Karakuş’un anlatımlarını destekleyecek ifadeler vereceksiniz. Devlet için bunu kabul etmelisiniz. Üç ay yatıp çıkacaksınız” dediklerini iddia etti. Dağdeviren, şöyle devam etti: “Yapılan anlaşmaya göre, Yusuf Karakuş gelip kendisi teslim olacak, bizler de Fatih Camii’nden alınacaktık. Ancak bu senaryo kabul görmeyince, ‘bizi Yusuf Karakuş’un ele vermesi ve bizim de camii çıkışında yakalanmamız’ senaryosunda anlaşıldı. Sanıkların savunmalarının ardından, müdahil Beyhan Gürson dinlenildi. Gürson, 7.5 yıldır bu olayı düşündüğünü belirterek, “Gerçeklerin ortaya çıkması ve suçluların cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi.

EMEKLİ HAKİMDEN İLGİNÇ DİLEKÇE
Hüseyin Eken, bir emekli hakimin mahkemeye gönderdiği dilekçede, “İnsanların işaretleşmesini beynin sağ tarafı sağlar. Ben de bu konuda uzmanım. Televizyondan izlediğim kadarıyla, sanıkların el işaretlerinden Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy’u öldürdükleri anlaşılıyor” dediğini söyledi. Söz alan bazı sanık avukatları, müvekkillerinin suçlamalarla ilgileri bulunmadığını ileri sürerek, tahliyelerini istediler.

SAVCININ TALEBİ
DGM Cumhuriyet Savcısı Hamza Keleş, sanıklar Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen’in, 14 Mayıs 2000 tarihinde yakalandıklarını ve 4 aydır tutuklu bulunduklarını belirterek, sanıkların, bugünkü duruşmaya kadar sağlık problemleriyle ilgili herhangi bir talepte bulunmadıklarını söyledi.
Savcı Keleş, Aynı sanıkların geçen duruşmada sorulan sorulara makul cevaplar vererek, savunmalarını bu celsede yapacaklarını söylediklerini hatırlattı. Özmen’in savunmasının 1 sayfa olduğunu ve geçen duruşmada avukat tutacaklarını söylediklerini hatırlatan Keleş, şunları kaydetti:
“Savunma yapmamak her sanığın hakkıdır. Ancak bu sanıklar, bir takım sorulara makul cevaplar verdikten sonra 4 aydır tutuklu olmalarına karşın bu duruşmada, ‘biz önce tedavi olalım, sonra savunma yapalım’ demişlerdir. Bu, dosyadaki kanıtlara cevap verememenin telaşıdır.
Sanıklar gözaltında iken yakınlarıyla yüz yüze görüştürülmüşlerdir. Örneğin sanık Hasan Kılıç, avukatı Hüseyin Kılıç ile görüştürülmüştür. Ayrıca sanıklar, çeşitli tarihlerde doktor karşısına çıkarılarak muayene edilmiş ve rapor alınmıştır. Bazı sanıklar 3, bazı sanıklar ise 4 defa doktor karşısına çıkarılmıştır. Bazı sanıklar, katıldıkları eylemlerle ilgili ifadelerde bulunmuşlardır. Sanıklar hakkında iddialarda bulunulurken, örgüt içindeki faaliyetleri oranında iddia ileri sürülmüştür. Sincan’da bulunan silahlar ve patlayıcı maddeler Necdet Yüksel’in gösterimiyle ele geçmiştir. Sanıklar silahlar ve patlayıcıların nedenini ve bulunmasını anlatamamaktadırlar. İşkence iddiaları asılsızdır ve hukuki dayanağı yoktur.” Savcı Keleş, sanıklar Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel’i görmeden, haklarında rapor düzenleyen İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

KARAR
Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, duruşmaya kısa bir ara verdikten sonra ara kararı açıkladı. Eken, psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu belirterek tedavi olma talebinde bulunan Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen’in “Eskişehir’de psikiyatri uzmanı bulunan tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilerek sağlık kurulunda muayene edilmelerini ve savunma yapmaya engel teşkil eden ruhsal hastalıklarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesine” karar verildiğini açıkladı. Eken, Özmen’in el yazısını içeren dilekçe veya mektup gibi belgelerin, özel veya resmi kuruluşlardan polis aracılığıyla bulunarak mahkemeye getirtilmesine karar verildiğini kaydetti. Hüseyin Eken, Ankara DGM adli emanetinde bulunan Ferhan Özmen’in el yazısının yer aldığı belgelerin gelecek duruşmada hazır edilmesini ve “Abdullah Argun Çetin’in Ankara 1 No’lu DGM’de, Uğur Mumcu cinayetinden yargılandığı” dava ile bu davanın birleştirilmesi talebine, Özmen ve Yüksel’in savunmaları alındıktan sonra karar verilmesini de kararlaştırdı. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı’nın yakınlarının gelecek duruşmada dinlenilmelerine ve sanık avukatlarının tahliye taleplerinin reddine karar verildiğini açıklayan Eken, duruşmanın Ekim ayına ertelendiğini bildirdi. affraid
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

(ARŞİV) Umut Operasyonu sanıkları psikolojik tedavi istedi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: Sosyal Hayat & Medya :: KARA KUTU -

/

Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com