Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Sindirim Sistemi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Sindirim Sistemi Paz 07 Eyl. 2008, 22:17

Hayatın idame ettirilmesinde hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerji, gıda maddelerinden temin edilir. İnsan; nebatî ve hayvanî gıdalarda protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin şeklinde depolanmış organik ihtiyaçlarla birlikte mineral maddeleri, vücudun ihtiyaçlarını karşılamak üzere belli aralıklarla temin etmek mecburiyetinde yaratılmıştır. Allah’ın, Rezzâk isminin bir tecellisi olarak insana sunduğu gıda maddelerinin, vücuda girdiği şekilde kullanılması mümkün değildir. Gıda maddeleri, basit birimlerine parçalanmadan (sindirilmeden) emilemez ve hücrelerin hizmetine sunulamaz.

Sindirim sisteminin başlangıcı olan ağızdan, atıkların boşaltıldığı son noktaya (makat) kadar uzanan kıvrımlı uzun hortumun her milimetresinde yüzlerce hikmetli nakış vardır. Bir fabrikanın ‘yürüyen platform’ şeklindeki tezgâhında, adım adım inşa edilen bir otomobilin inşa sürecinin tam aksine bir yıkım ve parçalama ünitesi gibi çalıştırılan sindirim sisteminin işleyişi akılları durduracak mükemmellikler arz eder. Bu işleyişte hiçbir israf ve abesiyet görülmez. Zîrâ her organ, doku ve hücre kendi işini şaşırmadan yerine getirecek hassasiyette yapılmıştır.




[glow=red,2,300]Ağız ve dişler[/glow]

Gıdaların kimyevî sindirime hazırlanması için, parçalanıp ufalanması gerekir. Bunun için, bir değirmendeki taşların yaptığı gibi mekanik prensiple çalışan sert yapılar olan dişler, gıdaların öğütülme işini yapar. Yeni doğmuş bir çocuğun çenesine gömülmüş durumda olan dişleri, vücudunun ancak % 0,05 (on binde beşi) nispetindedir. Embriyonik hayatın henüz ikinci ayında temelleri atılarak çenelere bir tohum gibi ekilen dişlerin ilk kesicileri (a1) doğumdan 6-8, ikinci kesiciler (a2) 8-12, köpekdişleri (a3)16-20, birinci küçük azılar (a4)12-16, ikinci küçük azılar (a5) ise 20-24 ay sonra yerlerini alırlar. Yaklaşık iki yılda gelişme programı tamamlanan 20 adet süt dişinin sekizi kesici diş, dördü köpekdişi, sekizi de küçük azıdır.

Yaratılış programı gereği 6-7 yaşlarında dökülmeye başlayan süt dişlerinin yerini alan kalıcı dişlerin sayısı 28-32 arasında değişir. Birinci azılar (b6) 6-7, ortadaki kesiciler (b1) 7-8, yanlardaki kesiciler (b2) 8-9, birinci küçük azılar (b4) 9-11, ikinci küçük azılarla (b5) köpekdişleri (b3) 11-13, ikinci büyük azılar (b7) ise 12-14 yaşlarında görülür. 17-40 yaşları arasında çıkan üçüncü büyük azılar (b8) (akıl dişi olarak da isimlendirilir) ise, bazen hiç çıkmaya da bilir (günümüzde insanlar eskisi kadar çiğneme faaliyeti ile uğraşmadıklarından, çene kemikleri daha küçük kalmakta ve bu dişlerin yerleşmesinde sıkıntı olmaktadır).

Dişlerin şekilleri ve çıkış sıraları yenen gıdaların sertliğine ve insanların ihtiyacına uygundur. Bir azı dişi, 1900 Newtonluk çiğneme kuvvetine sahip yaratılmıştır. Dişlerin gücü, sağlamlığı ve yaratılışlarındaki mu’cizevî mühendislik düsturları; bir kişinin 281,5 kg’lık bir yükü ısırarak 17 cm. yukarı kaldırdığı düşünüldüğünde daha iyi anlaşılır.

Sert ve kemikten farklı olan mine ile kaplanmaları dişlerin güçlü bir yapıya sahip kılınmalarına vesile olmuştur. Mine tabakasına çok az suya (% 2,3) ve organik maddeye (% 1,7) karşılık, yoğun (% 96) mineral madde konulmuştur. Kalsiyum (% 36,1), magnezyum (% 0,5), fosfor (% 17,3), fluorid (% 0,02) ve kloridden (% 0,3) ibaret sertliğe vesile minerallerin her birinin miktarı, hassas olarak ayarlanmıştır. Bu minerallerin terkipteki nispetleri değiştiğinde, sertliği ve dayanıklılığı bozulan minede çatlamalar meydana gelir. Minenin altındaki diş kemiği veya dentinde su miktarı % 13,5’e, organik maddeler de % 17,5’e yükselirken, mineral madde miktarı da % 69’a düşer. Diş kemiğine sertliğini veren mineral maddeler de büyük çoğunlukla aynıdır, bunlarda sadece klorid yoktur. Magnezyum ise yaklaşık iki mislidir (% 1,2). Dişlerin kök kısmının çene kemiğine yapışmasında çimento vazifesi gören maddenin terkibi de hususidir. Su miktarı (% 32) ve organik madde daha fazla (% 22), mineral madde miktarı ise daha azdır (% 46). Böylece çok sert olan canlı bir malzeme, nispeten yumuşak bir yapıştırıcıyla çene kemiğindeki oyuklara sağlam bir şekilde yapıştırılmış olur. Bu malzemelerin doğru terkiplerde sentezlenebilmesi için, kanda C ve D gibi vitaminlerin bulunması ve bu vitaminlerin dişlere yeterli miktarda taşınması gereklidir, aksi takdirde dişler sallanmaya ve dökülmeye başlar. İnsanlar farkında olmasa da, kudreti ve ilmi sonsuz Yaratıcı, dişlerin ihtiyacı olan vitaminleri ve hammaddelerin terkibini her an hazır hâlde kan vasıtasıyla onlara gönderir. Efendimiz’in (sas) dişlerin temizliği için yaptığı tahşidatta ne kadar haklı olduğunu, onların sıhhatteki ve sindirim faaliyetindeki ehemmiyetini öğrendiğimizde ancak anlayabiliyoruz.

Tükürük bezleri
Dişlerin ufalayıp öğüttüğü gıda maddeleri kuru olduğundan, sindirim enzimlerinin kimyevî tesirleri için uygun değildir, bu maddelerin ıslatılıp hamur hâline getirilmeleri gerekir. Bunun için her gün normal olarak ağız boşluğuna alınan gıdanın cinsine göre, yarım ilâ bir buçuk litre arasında değişen miktarlarda tükürük salgılanır. Sakız çiğnendiğinde saatte 250 ml kadar tükürük salgılanabilir. Ağızda gıda maddesi yokken bile, ağzın kurumaması için saatte 20 ml kadar tükürük salgılanır. Hâlbuki bir ineğin geviş getirirken çıkardığı günlük tükürük miktarı 150-190 litre arasındadır. Yarattıklarının ihtiyaçlarını eksiksiz veren kudreti ve ilmi sonsuz Yaratıcı, inekle insanın ihtiyaçlarını en ince teferruatına kadar bildiği için, ihtiyaçları olan her şeyi onlara eksiksiz vermiştir.

İnsanın sindirim sıkıntısı çekmemesi için, yediği gıdaların kimyevî terkibine uygun olarak tükürük salgılanması gerekir. Meselâ su içerken ihtiyaç duyulmadığından hiç tükürük salgılanmazken; et yerken dakikada 1,1 ml (mililitre), beyaz ekmek yerken dakikada 2,2 ml, bisküvi veya peksimet yerken 3,4 ml, et suyundan yapılmış çorba içerken 4,4 ml tükürük salgısı yapılırken, asitli bir gıda (meselâ klorik asitli) alındığında ağız ortamının dengesini sağlamak için dakikada 4,4 mililitreden de fazla tükürük salgısı yapılır.

Ağzın etrafındaki uygun yerlere üç çift hâlinde yerleştirilen tükürük bezlerinin en fazla salgı yapanı (sakin hâlde toplam tükürüğün % 63’ünü, yiyeceklerle uyarıldığında % 70’ini) çenealtı tükürük bezleridir (glandula submandibularis). Kulakaltı tükürük bezlerinin salgısı (glandula parotis) ise, sakin hâlde tükürüğün % 25’ini, gıda alarak uyarıldığında da % 34’ünü salgılar. Dilaltı tükürük bezleri (glandula sublingualis) ise, çok az salgı yaparlar (sakin hâlde % 3, gıda alırken % 5).

Bir litre tükürüğün 994 gramı sudur. Diğer bir tabirle % 99,4’ü sudan ibaret olan bu kimyevî terkibin, % 0,6’sı kuru maddedir. Bunun da % 80’i çözünmüş, % 20’si süspansiyon hâlindedir. Sudan çok az yoğun (1,01-1,02 gr/ml) olan tükürüğün içindeki nişasta sindirici enzimin (amilaz) miktarı bir litrede 0,3 gramdır. Ağızda gıda yokken asitlik derecesi (pH=5,5-6,5) nispeten yüksek olan tükürüğün, gıda alırken asitlik derecesi düşer ve çok hafif bazik tarafa kayar (pH=7,7).

‘Tükürük’ diyerek hafife alınamayacak olan bu sıvıda, insanların % 80’inde immün sisteme ait ‘antijen’ denen mikroplarla mücadele silâhları vardır. Her türlü mikroba açık olan ağzın böyle mükemmel bir sıvı ile korunması temin edilirken, bu sıvı ile aynı zamanda hem sindirime hem de konuşma ve yutma esnasında dilin rahat hareket etmesine vesile olunması ‘bir şeyden’ ‘çok şeyler’ yaratılmasındaki hikmetleri göstermez mi? Hayâsızların suratına tükürürken bile, bu sıvının ne kadar kıymetli olduğu unutulmamalıdır.

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org

Sindirim Sistemi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DİYAR-I İLİM :: BİYOLOJİ -

/

Bedava forum kurmaya hazir misin ? | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com