Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

‘İkaros'un Düşüşü' Nazan Bekiroğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: ‘İkaros'un Düşüşü' Nazan Bekiroğlu Çarş. 20 Ocak 2016, 14:36

Grek mitolojisine göre babası ile birlikte bir labirente kapatılmıştır İkaros.
Labirentten çıkmayı ne kadar deneseler de başaramayınca baba bu kez farklı bir çare geliştirir. Mademki görebildikleri tek yer gökyüzüdür, o halde kurtulmak için de göklere uçacaklardır. Etraftaki kuş tüylerini toplayan baba onlardan iki çift kanat yapar ve birini balmumuyla oğlunun omuzlarına yapıştırırken en önemli tembihini eder sıkı sıkı: “Fazla alçaktan uçma çünkü yerin nemi kanatlarını ağırlaştırır ama sakın güneşe de çok yaklaşma çünkü onun harareti balmumunu eritir. Ortadan uç.”

Fakat genç ve tecrübesiz İkaros kanatlarını çırpıp havalanmayı başardığında bir yandan güneşin cazibesine kapılır ve ona yaklaştıkça yaklaşır. Diğer yandan yükselmenin zevkiyle sarhoşluğa kapılır; doğaya karşı koymak, kendinde olağanüstü bir kıymet vehmetmesine sebep olur, kibirlenir. Oysa güneşin harareti balmumunu eritmeye başlar çok geçmeden. Yine de gözleri kamaşmış İkaros kaçacağı yerde güneşe yaklaşmaya devam eder. Sonunda balmumu eridiğinde kanatlarından olur ve denize düşerek boğulur.

Nasıl yorumlayacağız bu efsaneyi? Nedir İkaros? Hayallerinin, aşkının peşinde yükselerek ölümü göze alan “mağrur trajik” mi Cervantes'in Don Kişot'u gibi? Aptalca kibrinin cezasını eninde sonunda çeken “mağdur komik” mi? Yoksa baba sözü dinlemeyerek tecrübe ve bilgeliği yok sayan gençlere bir gözdağı mı? Don Kişot gibi ucu açık bir okuma sunar bize İkaros'un Düşüşü. Efsanenin oluştuğu zamanlardan bu yana aynı İkaros'la karşılaşmayız özetle. Meşrebimize dahası yaşadığımız dönemin algısına göre onun tecrübesizliği ve hazin sonu karşısında gözlerimiz yaşarabilir de, “Olacağı buydu” diyebiliriz de.

Fakat İkaros'un Düşüşü ile ilgili öyle bir tablo var ki o, dikkatlerimizi İkaros'tan çok hayatın kendi meşrebine çeker: Brueghel'in İkaros'un Düşüşü isimli meşhur tablosu. Eğer dikkatli bakmazsak bize huzur verebilir bu “güzel” tablo. Olağanüstü dinginlikteki bir bahar gününde, yeşilimsi renkteki göksel bir ışığa boyanan denizin yakınında bir çiftçi tarlasını sürmektedir. Az ötede bir başka köylü koyunlarını gütmekte, sahildeki balıkçı ağlarıyla uğraşmaktadır. Deniz sakindir, yelkenli gemiler ağır ağır yol almaktadır menzillerine doğru. Uzaktaki kıyıda kurulmuş mamur bir şehir, üzerine düşen ışık demetinin altında parıldamaktadır. Sıradışı, rahatsız edici bir şey yoktur ilk bakışta, kendimizi doğanın ve insanın uyumuna bırakabiliriz. Fakat biraz dikkatli bakınca neredeyse zalimce komik bir duygu uyanır üzerimizde. Çünkü tablonun sağ alt kısmında, kıyıya yakın bir yerde suya tepe taklak gömülmüş birinin havadaki iki bacağını görürüz. Etrafta uçuşan birkaç tüy ve bedenin bütünüyle batmamış olması düşüşün henüz gerçekleştiğini gösterir. Demek ki İkaros, labirentten havalanmış, güneşe doğru yükselmiş, başı hazdan dönerek kanat çırpmış ve sonunda düşmüştür. Şimdi, buracıkta.

Düş müdür düşüş müdür? Her ne olursa olsun İkaros'un düşmesi büyük bir olaydır. Ama Brueghel'in tablosunda, bu büyük olaya rağmen ne köylüler, ne balıkçı dönüp onun tarafına bakmaktadır. Bir efsane düşerken, bir kahraman yok olurken, büyük bir hikâye trajik biçimde son bulurken sıradan hayatın umurunda bile değildir bu. Hayatın tablosunda o sadece ayrıntıdır ve aynı hayat olanca güzelliği içinde acımasızca devam etmektedir. Olan İkaros'a olmuştur sadece. Bu yüzden bu aydınlık tablonun anlattığı hikâye karanlıktır.

Brueghel'in tabloları her zaman için rahatsız edicidir. Sanatta olması gereken bir rahatsız ediciliktir bu. Yarayı kaşıyan, kanatan bir tarzı vardır onun. Bize hayatı gösterir ama hayatın acımasız yanını. Körlerin, çocukların, kış sabahı avcıların hikâyelerinde hep hayata dair o zalimlikle karşılaşırız. Canavarlar, düşsel ürkütücü yaratıklar, eziyet sahneleri de çizer Brueghel. Ama asıl ürkütücü olan İkaros'un Düşüşü'nün farkında bile olmayan, ona yanmayan, ince hislere ve merhamet gibi isyan duygusuna da zannettiğimiz kadar sahip olmayan, kayıtsız hayatın kendi sükûneti içindeki zalimliğidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

‘İkaros'un Düşüşü' Nazan Bekiroğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DİVAN-I EDEBİYAT :: EDEBİYAT :: İSKENDER PALA & NAZAN BEKİROĞLU -

/

Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog