Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Devlet hafızasındaki gerçek terör örgütleri – İdris Gürsoy

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Devlet hafızasındaki gerçek terör örgütleri – İdris Gürsoy C.tesi 25 Haz. 2016, 14:50

“Uğur Mumcu cinayetinde açıklandığı gibi Harameyn ile Humeyni’yi karıştıracak kadar bu konularda bilgisiz güvenlik güçleri ile bu cinayetlerin çözülmesi mümkün değildir.” Bu cümleler TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu raporunda geçiyor.

1993’te DYP, SHP, ANAP, CHP ve Refah Partisi’nin verdiği üyelerden oluşan bir komisyon, ülkemizdeki faali meçhul cinayetleri ve arkasındaki örgütleri araştırdı. İçişleri, Dışişleri, Emniyet, MİT ve Jandarma yetkilileri başta olmak üzere pek çok kurumla görüşüldü. Aydınlık Ankara Temsilcisi Hikmet Çiçek’ten, suikaste kurban giden Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya kadar birçok kişi tanık olarak dinlendi. Zamanın Emniyet İstihbarat Müdürlüğü Başkan Yardımcısı Emin Arslan’ın bilgisine başvuruldu. Tabii o zaman paralel yapı diye bir safsata icat edilmemişti! Arslan, “Türkiye’deki terör örgütlerinin genel sıralamasını şöyle yaptı: PKK, Dev-Sol, Hizbullah, İBDA-C ve TİKKO. Raporda, terör eylemlerinin önlenebilmesi için polis okullarının kalitesinin artırılması dahil pek çok teklif bulunuyordu.

Bir yılda 800’den fazla insan öldü

Türkiye, yeni bir terör dalgası ile karşı karşıya. Son bir yılda 13 bombalı saldırıda 249 kişi hayatını kaybetti. 7 Haziran 2015’ten bu yana terör olaylarından ölenlerin sayısı ise 800’ü geçti. Her gün Anadolu’da bir ocağa ateş düşüyor. Meclis raporunda adı geçen örgütlerle birlikte, İŞİD, El Kaide gibi yenileri bu eylemleri üsteniyor.

Bugün terör örgütlerinin kitlesel katliamlar gerçekleştirecek güce nasıl ulaştıkları raporun ayrıntılarına bakınca daha iyi anlaşılıyor. Raporda, terör örgütlerinin kuruluşları, faaliyetleri, eylemlerinin sebepleri, kimlere yönelik olduğu, finansal kaynakları, dış ülkelerle bağlantıları yer alıyor. Terör örgütlerinin Türkiye’de nasıl taban buldukları ile ilgili de çarpıcı ayrıntılar bulunuyor.

“İslami” kisveli terör örgütleri dini esasları temel alan bir devlet düzeni tesis etme hedefinde çalışıyorlar. Camiler, Kur’an kursları, imam hatipler faaliyet alanları. Basın yayın ve propaganda araçlarını etkili bir şekilde kullanıyorlar. Legal ve illegal yapılanmaları var. Ticari faaliyetleri söz konusu…

Örgütlerden ele geçirilen pek çok doküman, gizli yazışmaları, örgüt içi talimatnameleri, mahallelere kadar ulaşan örgütlenmeyi gözler önüne seriyor. İstihbarat yapan, sahte belge hazırlayan, kod isimleri ile birbirinden habersiz hücreler halinde teşkilatlanmış, şiddet eylemlerine hazır gizli yapılar var karşımızda. Binlerce hücre evinde her bir militan ‘canlı bomba’ olmaya hazır hale getiriliyor.

MİT gibi iç ve dış istihbarat

Mesela Hizbullah İstanbul’u dört büyük bölgeye ayırmış. A bölge sınırları Fatih, Beyoğlu, Eminönü ilçeleri olarak geçiyor. Bu üç ilçe beş kısma ayrılmış. Her kısımda kısım sorumlusu ile birlikte beş eleman bulunuyor. Toplam bir ana bölgede 21 kişilik kadro görev yapıyor. Her birinin kod isimleri var. Teşkilattan ailelerine bile bahsetmeleri yasak. Halkın bilinçlendirilmesinden sorumlular.

Örgütün istihbarat kolu da var. İç tüzüklerine göre; 4 temel kolundan biri ve görevi haber alma ve araştırma kolu olarak tanımlanıyor. 6. maddede, ‘istihbarat kolu reisi aynı zamanda gizli servis elemanlarının reisidir’ deniyor.

İstihbarat kolunun mahiyeti şöyle izah ediliyor: “ İstihbarat, haber almak, bilgi edinmek, haberleşmek, elde edilen bilgileri değerlendirmek ve haberlerin toplanıp değerlendirildiği merkez demektir. Kol, Türkiye çapında ve yurtdışında faaliyette bulunacak, şehir içi ve şehir dışı araştırmalar yapacak, mümkün olan tüm çevrelere elemanlar gönderecek, istihbarat sağlayacaktır.”

İki nolu bildiride istihbarat kolunun görevleri ‘harici ve dahili olmak’ üzere maddeler halinde sıralanıyor. Cemaatlerle ilgili istihbarat görevleri de var:

-Türkiye çapındaki İslami gurupların arasına adam göndererek metod, strateji ve sayı durumları hakkında bilgiler toplamak, teşkilata dahil olabilecek şahısları tesbit edip tebliğ koluna bildirmek.

-İslami görünen cemaat ve grupların konumlarını araştırmak, elebaşlarının ve ileri gelenlerinin özel hayatlarını araştırmak, faaliyetlerinden haberdar olmak.

-Genel hedef olan devlet yerlerini bilhassa karakol, emniyet ve MİT karargahlarının bulunduğu yerleri ve bu kuruluşlarla yer alan şahıslar hakkında bilgi toplayıp değerlendirmek, gerektiğinde bu kuruluşlarda yer alan elemanları maddi imkanlar kullanarak satın almak ve böylece geniş çaplı bir istihbarat sağlayarak yapılacak fiiliyatlara kolaylık sağlamak.

-Her türlü resmi evrakın yapım, değiştirme, tanzim işlemini yapmak, teşkilat mensupları için gerekli olan resmi belgeleri temin etmek.

-Devlet kadrosunu oluşturan önemli kişiler hakkındaki her türlü bilgiyi toplayıp değerlendirmek.

Meclis raporunda, İslami Hareket Örgütü hakkında da bilgiler yer alıyor. Amaç ilke ve hedefleri sıralanıyor. Örgüt, devleti ‘tağut’ olarak görüyor. Cemaat ve tarikatlara karşı. Yasama ve icra şurası bulunuyor. Legal faaliyetler; Vakıf, dernek, yayın evi, kitap kulübü; illegal faaliyetler istihbarat, askeri her türlü irtibat ve işleyiş olarak sıralanıyor.

İslami kimliği kullanan örgütlerin özellikle komşu ülke İran’dan açık desteğinin altı çiziliyor. Şu cümleler rapordan:

“Ülkemizdeki yasadışı örgütleri destekleyen, eğiten ve böylece ülkemizi rahatsız ederek, kendi emelleri doğrultusunda kargaşa ortamı meydana getiren ülkeler ve komşular kamuoyu önünde deşifre edilmelidir. Tüm Hizbullahi hareketlerin hamisi olduğunu beyan eden ve ülkemizde faaliyet gösteren Hizbullah örgütü adı altındaki tüm örgütleri eğiten ve destekleyen ve halen de Güneydoğu’daki 400-500 kadar çocuğu kamplarda ülkemiz aleyhine yetiştiren komşu ülkemiz İran ve diğer ülkeler bu konudaki faaliyetlerinden dolayı uyarılmalıdır. Bu konuda derhal tedbir alınması sağlanmalıdır.”

Peki gerçek ortada iken AKP ne yapıyor?

Emniyet ve istihbaratın birinci gündemi, ‘paralel yapı’! Polis okulları kapatıldı. Terörle mücadele kadroları tasfiye edildi. Faili meçhul cinayet dosyalarının üzeri örtüldü. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi aydınları katleden Tehdit Selam Örgütü’nün dosyası arşive kaldırıldı. Hükümete yakın bazı yayın organlarında 11 Eylül, Charlie Hebdo gibi terör eylemleri övülüyor!

Eli kanlı terör örgütleri ile ilgili bir tane kayyım atandığını duydunuz mu! Sahi, İran’da eğitilen yüzlerce binlerce çocuk ne oldu? Şimdi nerelerdeler?

Raporun tamamına bu linkten ulaşılabilir
https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem19/yil01/ss897.pdf

‘Delil olmadan suçlama yapılamaz’

TBMM Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu’ydu. 19. dönem Kırıkkale Milletvekili olan DYP’li Avundukluoğlu, bugün ‘paralel yapı’ adı altında Hizmet Hareketi’nin terör örgütü ilan edilmesine itiraz ediyor; “Elinde delil olmadan birisini suçladığın zaman bu günahtır. Hatta suçtur.” diyor. Avundukluoğlu’nun bir de teklifi var: “Faili meçhul dediğiniz olay, bir cinayet olayı. Cinayet olunca bir ölen bir de öldüren vardır. Öldüreni tespit edeceksin ki, onun (failin) kim olduğunu söyleyebilesin. Tespit edilmiş bir tane olay olmuş olması lazım. Biz raporumuzda kimlerin hangi faili meçhul siyasal cinayetleri işlediğini tespit ederek yer verdik. İktidar olan parti, bir komisyon daha kurar. Eski, bizim raporumuzun da gündeme gelmemesini değerlendirir. Bugüne kadarki faili meçhul siyasal cinayetleri de araştırır. Arkasındaki gücün kim olduğunu kamuoyunun önüne koyar.”

Kapatılan dosyalar…

2007’de başlayan Ergenekon Davası’nın ardından, savcılar çok sayıda faili meçhul cinayetin dosyasını yeniden açtı. Soruşturma kapsamındaki bir kısım belgeler tefrik edilerek Malatya, Diyarbakır, Van, Erzurum ve Adana Özel Yetkili Savcılıklarına gönderildi. Faili meçhul cinayetlerle ilgili yeni davalar açıldı. 17-25 Aralık 2013’teki büyük yolsuzluk soruşturmalarından sonra, darbe davaları aklanırken, cinayet dosyalarının da üzerleri örtüldü. İlk kapatılan dosya Tevhit Selam dosyasıydı. Diğer bazı dosyalar ise şöyle: Zirve Yayınevi Katliamı Davası, Temizöz Davası, JİTEM Davası, Mete Sayar Davası, Bıçak Timi Soruşturması, Yavuz Ertürk Davası.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Devlet hafızasındaki gerçek terör örgütleri – İdris Gürsoy

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: Sosyal Hayat & Medya :: KARA KUTU -

/

Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın