Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz:

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 36 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: C.tesi 20 Eyl. 2008, 09:11

12 Eylül askerî darbesinin yıldönümünde demokrat kalemler 12 Eylül'ü eleştiren, yerden yere vuran yazılar yazdılar. Şüphesiz bu yazılar yararlıdır ve olmalıdır.





Fakat aslında eleştirilecek, taşlanacak esas şeytan 27 Mayıs darbesidir. 27 Mayıs darbesi tüm darbelerin anasıdır; tüm darbelerin doğduğu ana kaynaktır. O kaynak kurutulmadan, o şeytan (hâlâ yaşayan) kurum ve kuruluşlarıyla bertaraf edilmeden Türkiye'de darbelerin ve müdahalelerin önü alınamaz. Özal'a kadar, vurulması gereken esas nokta es geçilerek ikinci dereceden hedeflerle zaman kaybedilmiştir. Unutmamak gerekir ki; darbelere zemin hazırlayan statüko (establishment) 27 Mayıs tarafından inşa edilmiştir; hem de kan ve gözyaşı ile... Sivil siyasetçilere ait alan, vesayet kurumlarının atanmış bürokratlarınca gasp edilmiştir... Bu suretle, "kayıtsız şartsız millî egemenlik" esasına dayanan, Atatürk tarafından kurulmuş I. Cumhuriyet ilga edilerek "kayıtlı şartlı millî egemenlik" esasına dayanan II. Cumhuriyet kurulmuştur. Taşlanması gereken bir II. Cumhuriyet varsa o da 27 Mayıs cuntası tarafından kurulan II. Cumhuriyet'tir...

27 Mayıs'ın kurduğu düzenin temelinde şu yatar: Askerî ve sivil bürokrasi, tüm siyasal, sosyal ve ekonomik düzenin üzerinde, genel bir gözetleyici ve gerektiğinde müdahale edici genel bir vesayet kurumu haline getirilmiştir. Bu, işin görünen tarafıdır. 27 Mayıs cuntasının bir de görünmeyen, gizli ve derin yapılanmaları vardır. Bu yapılanmalar, yeni darbelere zemin hazırlayıcı eylemler organize eden gizli çetelerdir. Bu konuda Ergenekon'u hatırlamak yeterlidir... Ergenekon davası ilerledikçe bu görünmeyen yapının marifetlerini daha iyi görmemiz mümkün olacak...

27 Mayıs'tan sonra iktidara gelen sivil iktidarların hiçbirisi bu yapıyı/düzeni değiştirmemiş ya da değiştirememiştir. Ta ki Özal'a kadar... Özal, Donkişotvari bir şekilde bu yapının üzerine doğrudan doğruya gitmemiş, bu yapının altını oymuştur. Özal'ın tüm politikaları, sivil toplumun gelişmesini, piyasanın güçlenmesini sağlayacak altyapı reformlarına yönelmiştir. Serbest piyasayı, borsa dâhil, tüm kurumlarıyla kurmuş; TRT tekelini kırarak özel televizyonların önünü açmış, en önemlisi, darbeciler tarafından bir bekçilik kurumuna indirgenmiş polis teşkilatını güçlendirmiş ve profesyonelleştirmiştir... Özünde Özal'ın değişim politikaları iki eksen üzerinden gerçekleşmiştir: 1. Serbest piyasanın kurulması ve güçlendirilmesi, 2. AB sürecinin başlatılması ve sürdürülmesi. Altyapıdaki bu çok da göze batmayan değişimler yavaş yavaş, kırıp dökmeden üstyapıyı fiilen işlemez hale getirmiş ve darbelerin zeminini yok etmiştir. Bu derin değişikliklerin nasıl gerçekleştiği ve ne tür sonuçlar doğurduğu ancak yıllar sonra hakkıyla anlaşılabilmiştir.

Kimileri 12 Eylül cuntasının yargılanmasından, hesap sorulmasından bahsediyor. Bunlar gerçekçi değil. Bir darbe galip gelmişse yargılanamaz, yargılar. Başarısız olmuşsa zaten yargılanır. 12 Eylül, hedeflerine ulaşma açısından en başarılı darbedir. Dolayısıyla yargılanamamış, tersine kendisi başkalarını yargılamış, daha sonra da kendisine anayasal bir zırh hazırlamıştır. Darbeleri bertaraf etme, mahkeme ile kanun ile olmaz; darbelerin gerçekleşme zeminini, altyapısını ilga etmekle mümkün olabilir. Özal'ın yaptığı da tam budur; Özal darbecilerin çanına ot tıkamıştır...

Eğer Özal'ın altyapı değişimleri olmasaydı 28 Şubat süreci bir post-modern darbe değil, basbayağı kanlı-canlı bir sıcak darbe şeklinde tezahür ederdi. Özal'ın reformları olmasaydı 27 Nisan bir e-bildiri düzeyinde kalmazdı. Özal'ın reformları olmasaydı AK Parti tek celselik bir davayla kapatılırdı... Özal'ın teknolojik atılımları ve polisi güçlendirme reformları olmasaydı Ergenekon bu derece ayrıntılı takip edilemez ve izlenemezdi... Eğer bugünün siyasetçileri daha güçlü ise ayakları yere daha sağlam basıyorsa, sesleri daha gür çıkıyorsa... bunda en büyük pay Özal'ındır... Sivil politikacılar içinde, pansuman tedbirlere, cuntacılarla iyi geçinme türünden mıymıntı politikalara yönelmeyen, topu taca atmayan, fundamental değişiklikler yaparak darbelerin zeminini berhava eden esaslı bir siyasetçi olarak Özal'ı rahmet ve minnetle anıyorum. Biliyorum kimileri Özal'ı 12 Eylül'ün adamı olmakla, cuntacılarla işbirliği yapmakla suçlayacak. Onlara ise sadece şunu söylemek lazım: Özal'a bu suçlamayı yöneltenler tarihin gramerini bilmeyenlerdir... Tarihin gramerini bilmeyenlerle ise konuşmak mümkün değildir.

DR. CEMAL FEDAYİ

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Cuma 03 Ekim 2008, 13:50

(Özal, Donkişotvari bir şekilde bu yapının üzerine doğrudan doğruya gitmemiş, bu yapının altını oymuştur. ) yapı o kadar güçlüydü ki özal bunun sonunda canından oldu bulut
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 36 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Cuma 03 Ekim 2008, 16:44

emiroğlu demiş ki:
(Özal, Donkişotvari bir şekilde bu yapının üzerine doğrudan doğruya gitmemiş, bu yapının altını oymuştur. ) yapı o kadar güçlüydü ki özal bunun sonunda canından oldu bulut


nefis helal aga yorumlarından bii mhrum itme.. ihi

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: C.tesi 04 Ekim 2008, 18:35

Hem uzun bir tarihin sonundayız, hem de yepyeni bir tarihin başındayız. Dünya sistemi ipi kopmuş tesbih taneleri gibi dağılıyor. Eski düzenin ortadan kalkması ve yerine yenisinin gelmesi daha uzun bir süre alacak.
Ama dönüşümün ne kadar köklü ve sarsıcı olduğunu gösteren işaretler artıyor.
Birincisi, 2007 yılında Amerika'da yine mali sektörde baş gösteren skandallardan sonra bugün yaşananlar, krizin gelip-geçici olmadığını gösteriyor. Amerikan finans kapitali yapısal bir bunalım yaşıyor. Yapısal bunalımlar adı üzerinde yapıda köklü bir değişim gerçekleşmeden sona ermez.
İkincisi, ABD finans kapitali, dünya ekonomisinin kılcal damarlarına kan pompalayan kalp, hareketini sağlayan sinir sisteminin beyni demek. ABD'de yaşanan bu krize "küresel ekonomik kriz" denmesinin sebebi bu. Küresel kapitalizm, finans merkezli bir mali oligarşi tarafından yönetiliyor. ABD'nin hegemonik gücü arkasındaki bu malî oligarşi, son krizlerin gösterdiği üzere kendi derdine düşmüş durumda. Petrol fiyatlarındaki gerileme, bu sistemin artık işlememesine bir örnek. Petrol fiyatları iki finans devi tarafından yüksek tutuluyordu. Bu iki şirket batınca petrol de ucuzladı.
Üçüncüsü, uluslararası finans kapital sistemi üzerinde tekel oluşturan ABD'deki mali oligarşi, hem bu yönetimi sürdüreceği araçları, hem de güvenilirliğini kaybetti. Çeşitlenmiş, dağılmış ve farklılaşmış bir finans sisteminin dünya üzerine egemen olması, dolayısıyla ABD'ye asıl hegemonik üstünlüğünü sağlayan finans tekelinin sona ermesi kaçınılmaz.
ABD yönetiminin şirket kurtarma operasyonları, ABD'nin zenginliğini borçlu olduğu liberal ekonomi kurallarına aykırı. Şirket kurtarmalar ve Kongre'nin reddettiği 700 milyar dolarlık kurtarma paketi, aslında finans sektörünün devletleştirilmesi anlamına geliyor. Birinci paketin reddedilmesi küçük yatırımcının elindekilerin yok olması, ama kurtarma maliyetinin azalması demek. İkinci paket mutlaka kabul edilecek. ABD, finans sektörünü devletleştiriyor. Bu tedbir sistemin çökmesini engeller, ama dağılmasını ve rakip finans merkezlerinin güçlenmesini engellemez.
Finans kapitalin, dünya ekonomik sistemi üzerindeki önceliği, bütün ekonomik sistemi kendisine bağlamasından kaynaklanıyor. Finans sisteminin araçları olmadan reel ekonomiyi hareket ettirmek neredeyse imkânsız. Dünya üzerinde özellikle Sovyet sonrası ABD hegemonyası, bu araçlar üzerinde kurulmuş tekele dayanıyordu. ABD'nin reel ekonomisinin gücünün iki katı bir ekonomik güce sahip olması dünyanın jandarması olmasından değil, finans kapital araçları üzerinde tekel oluşturmasındandı. Şimdi kriz ekonominin tam kalbinde, ABD'yi üstün kılan beynin felç geçirmesiyle sürüyor.
Ekonomistlerin yıllardır haber verdiği bu süreci durdurmak için ABD elinden geleni yaptı. Enerji fiyatlarını yüksek tutarak, petrol bağımlısı Çin gibi güçlü ekonomilerin büyümesini yavaşlatmaya çalıştı. Bugün yaşanan kriz, bu çarelerin de işe yaramadığını gösteriyor. ABD'nin hegemonyasının emperyal araçları olan Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların işe yaramaz hale gelmeleri de, bugün yaşananların habercisi idi. Bugün IMF'in borç verdiği ülke neredeyse kalmadı. ABD'ye meydan okuyan Chavez'in Venezuela'sı, IMF'ye rakip olarak Latin Amerika ülkelerine 50 milyar dolar civarında taahhüte girmiş durumda.
Krizin Türkiye'yi ilgilendiren en önemli ayağı, bankacılık sektörünün neredeyse yarısını elinde tutan küresel finans gücünün zorda olması. Çoğullaşan ve kendi arasında rekabet eden bir finans dünyası Türkiye için yararlı. Ama dünyanın hızla dağıldığını ve yepyeni bir dünyanın kurulduğunu fark etmek kaydıyla.
Tüketici gündelik tartışmalardan sıyrılıp yeni kurulan dünyanın mimarisine katılmamız lâzım.
02 Ekim 2008, Perşembe
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 36 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Paz 05 Ekim 2008, 16:51

Question emiroğli yazı sana mı ait yoksa alinti mi... ihi

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Ptsi 06 Ekim 2008, 14:00

happydance fark eder mi abi ha mümtazer türköne ha ben siz yorum yapın yeter komik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Ptsi 06 Ekim 2008, 14:06

duello
<table><tr><td colSpan=2><table><tr><td class=metin> (1)</TD>
<td align=right></TD></TR></TABLE></TD></TR>
<tr><td class=spot-haber vAlign=top colSpan=2><table cellSpacing=0 cellPadding=0 align=right><tr><td></TD></TR></TABLE>Mısır'ı yetmiş yıl(1) süreyle işgal altında tutan İngilizlerin, İşgal Kuvvetleri Başkumandanları, palabıyıklı ve de fesli "Earl,"(2) Mareşal ve Serdarı, Henry Kitchener'ı(3) hatırla. Kitchener'ın Güney Afrika'yı(4) İngiliz İmparatorluğu'na katabilmek için yerlilerin evlerini, köylerini, ekeneklerini bir daha ürün vermemek üzere bir baştan bir başa yakan(5) adam olduğunu hatırla. </TD></TR></TABLE>
<TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 align=right>
<tr><td style="PADDING-RIGHT: 5px" align=right>

</TD></TR></TABLE>
"Toplama kampı"(6) uygulamasını dünya zulüm tarihine (Hitler'den çok önce) armağan ettiğini hatırla. Kitchener'ın Lübnan ve Filistin'i karış karış gezip, İsrail'in "gelecek"teki sınırlarını belirleyen menfur kadastrocu olduğunu hatırla.
İngiliz Muhafazakâr Parti üyesi, Dışişleri Ortadoğu danışmanı ve "gezgin" Mark Sykes'ı(7) hatırla. Sykes'ın menhus Güney Afrika seferinde(Cool (ve Savunma Bakanlığı sürecinde) Kitchener'in has adamı olduğunu, İstanbul'daki İngiliz Sefaretinde "fahri ataşe"(9) unvanıyla çalıştığını hatırla. Majestelerinin hükümetine Ortadoğu meselelerinde tavsiyelerde bulunan "de Bunsen Komitesi"nin üyesi, "Arap Bürosu"nun kurucusu olduğunu hatırla. Sykes'ın, Suriye, Filistin, Irak ve Mezopotamya haritalarındaki tüm kent, kasaba ve köy isimlerini, tarih öncesi Yunan ve Roma isimleriyle değiştiren, böylece, Birinci Dünya Savaşı'nda Türklere karşı savaşmak üzere Hindistan, Pakistan gibi İngiliz sömürgelerinden Irak'a taşınan Müslümanların, kutsal topraklarda, Müslüman Türklerle savaştıklarından(10) habersiz, açlık ve hastalıktan kırılmalarıyla sonuçlanan şeytanî plânın sahibi olduğunu hatırla. Sykes'ın, Bağdat'ın adını "Ctesiphon"a çeviren adam olduğunu hatırla.
Saddam'ı idama götüren tarihî süreç...
Kasım 1917'de "Majesteleri'nin Hükümetleri Filistin'de Yahudi halkı için milli bir vatan oluşturulmasını olumlu karşılamaktadır..." cümlesiyle başlayan "Balfour Deklarasyonu"nun müelliflerinden olduğunu hatırla. Ve nihayet, Fransız meslektaşı François Georges-Picot ile birlikte Ortadoğu'yu dilimledikleri "çok gizli" Sykes-Picot Antlaşması'nı(11) hatırla.
Suriye Fevkalâde Komiseri, Fransız Picot'u hatırla. Sykes'ın kaleme aldığı, İngiltere ve ortağı Fransa hükümetlerinin Ortadoğu'da sınırların yeniden çizilmesi ve paylaşımına dair oniki maddelik o "çok gizli" niyet mektubunu(12) hatırla: "Fransa ve Büyük Britanya /ekteki/ haritada işaretlenen bağımsız Arap devletlerini veya bir Arap devletleri konfederasyonunu bir Arap reisinin hükümdarlığı altında tanımaya ve korumaya hazırdırlar... Mavi renkli bölgede /ekteki harita/ Fransız, kırmızı renkli bölgede Büyük Britanya, Arap devlet, veya Arap konferasyonuna bağlı devletlerle istedikleri ve uygun olduğunu düşündükleri dolaylı ya da dolaysız yönetim ve kontrol düzenlemeleri yapabileceklerdir. Kahverengi bölgelerde, şekli Rusya, diğer müttefiklerimiz ve Mekke Şerifi temsilcileriyle istişare edildikten sonra kararlaştırılacak olan bir uluslararası yönetim kurulacaktır."
Mîr-i Mirân (Beylerbeyi) rütbeli Mekke Emiri Şerif Hüseyin Paşa'yı hatırla. 1852(13) İstanbul doğumlu Şerif Hüseyin ve paşa oğulları Hüseyin, Haydar ve Cafer'in devlet hazinesinden bordrolu, Şûra-yı Devlet üyeleri olduğunu hatırla. Şerif Hüseyin'e Sykes-Picot Antlaşması doğrultusunda kurulacak "bağımsız Arap devleti"nin reisi, hatta imparatoru, olmasının teklif edildiğini, buna karşın adamın Kuzeyde Mersin ve Adana'yı içine alarak İran sınırına, doğuda Basra Körfezi'ne, güneyde Hint Okyanusu kıyılarına, batıda Kızıldeniz ve Akdeniz'e uzanan bölgeye talip olduğunu hatırla. Şerif Hüseyin Paşa'nın 1517'den 1919'a kadar 402 yıl süren Osmanlı hakimiyetinin sona ermesinden sonra kendisini Mekke Şerifi, oğullarını Ürdün, Suriye ve Irak kralları ilân ettiğini, saltanatının sadece birkaç yıl sürdüğünü, "Eğer siz İngilizler, kızlarınızı karım olsun diye bana önerseniz kabul ederdim...Fakat Mekke Şerifi'nin veya Mekkelilerden ve diğer Müslümanlardan müşrik saydıklarımızın kızlarını alamam. Hıristiyanların kestiği hayvanların etlerini sorgusuz sualsiz yerim." sözleriyle(14) ünlü Abdülaziz b. Suud tarafından devrildiğini, Kıbrıs'a kaçmak zorunda kaldığını hatırla.
Abdülaziz b. Suud'un 1730'larda ortaya çıkan Vahhabi hareketinin "İngiltere-Hindistan İmparatorluğu'nun şövalyelik nişanı" sahibi hamisi, İngilizlerin Basra Körfezi'ndeki yedek Truva atlarından birisi olup, "en yakın arkadaşı" ve siyasi danışmanının Kuveyt İngiliz Konsolosu Yüzbaşı WHI Shakespear olduğunu hatırla. Yüzbaşı Shakespear'in, Osmanlılara karşı bedevi akınlarına kumanda eden, "Kürdistan'ın ilk askerî valisi" Albay Gerard Leachman'ın silâh arkadaşı olduğunu hatırla. Albay Gerard Leachman'ın huzursuz Arap aşiretlerini sakinleştirmenin yegâne yolunun "toptan katliam" olduğunu savunduğunu, Şeyh Dhari isimli bir suikastçı tarafından öldürüldüğünü, Şeyh Dhari'nin suikastta kullandığı kılıcının 2003'te Saddam Hüseyin'e doğum günü hediyesi olarak takdim edildiğini(15) hatırla.
Ortadoğu üzerindeki hesaplar...
Saddam Hüseyin'in trajik sonunun, 23 Ağustos 1921'de, gezgin, yazar, feminist, siyasi analist ve yönetici İngiliz bayan Gertrude Margaret Lowthian Bell(16) ile yakın dostu ve Arabistanlı Lawrence olarak tanınan İngiliz istihbarat subayı Yarbay T.H. Lawrence'ın(17) gayretleri ve dönemin Savaş ve Hava Kuvvetleri Bakanı Winston Churchill'in(18) onayı ile Mekke Şerifi Hüseyin'in oğlu Faysal'ın Irak'a kral atanmasıyla şekillendiğini hatırla. "Savaşın ardındaki sessiz güç" olarak tanınan El Hatun lâkaplı Bayan Gertrude Bell'in Mezopotamya'yı üç vilâyete böldüğünü, "Irak"ın bu üç vilâyetten kotarıldığını hatırla.
İngiliz işgaline daha o yıllarda başkaldıran Kürt ve Arapların safdışı edilebilmeleri için Sir Winston Churchill'in zehirli gaz kullanımını onayladığını hatırla: "Etkili bir dehşet yaratmak için...ilkel (19) aşiretlere karşı zehirli gaz kullanımına şiddetle taraftarım." İnsanlık tarihinde sivil halka karşı zehirli gaz kullanımının böylece ilk kez İngilizler tarafından Irak'ta gerçekleştirildiğini, 1894'te, 20 yaşındayken orduya katılan, Kitchener'ın uğursuz Güney Afrika savaşında, Pathan'da İngilizlere karşı ayaklanan Hintlilerin bastırılmasında, Sudan'ın ikinci kez işgalinde yerini alan Churchill'in 1953'te Nobel Edebiyat Ödülü ile mükâfatlandırıldığını hatırla.
Oman Sultanı'nın eski danışmanı, 1919 İngiliz-İran Antlaşması'nın müellifi, eski Kuveyt kazasını "bağımsız bir Arap devletine" dönüştüren ve Irak ordusunu kuran, "Bakteri"(20) lâkaplı Sir Percy Zachariah Cox'un(21) çölde diktiği çadırlarda topladığı delegelerle 1922'de alelacele çizdiği Suudi Arabistan-Irak sınırını hatırla. Abdülaziz b. Suud, sürüleri otlatacakları meraların kaybından yakınırken, "antlaşma"ya eklenen ve inşaatın yasaklandığı "Tarafsız Bölge" ile "petrol"ün emniyet altına alındığını hatırla. 1908'de, İran'da, Mescid-i Süleyman'da fışkıran petrolün, Mezopotamya'da, Musul'da yoğunlaşan arama faaliyetleri başlattığını hatırla. 1913'te Basra Körfezi'ne bir arama ekibi gönderen Churchill'in aynı yıl Kuveyt emiri ile gizli bir anlaşma yaparak, petrol haklarını aldığını, bundan bir yıl kadar sonra Kuveyt'in İngiliz "himayesi"ne geçtiğini hatırla. Türklerin Basra vilâyetinin kazalarından saydığı Kuveyt'in dünyanın dönüm başına en zengin toprağı olduğunu hatırla.
İngiliz Dışişleri Bakanı "Liberal Emperyalist" Sir Edward Grey'in(22) "Türkiye'nin Kuveyt üzerindeki iddia ettiği haklar meşru ve fakat önemsizdir" hükmünü hatırla. Bu hükmün Irak'a miras kaldığını, Saddam Hüseyin'i(23) Körfez komşusu, İngiltere, Amerika ve nihayet Birleşmiş Milletler'le çatıştıran hakkı yenilmişlik duygusunun özünün bu miras olduğunu hatırla.
(1) 1882-1952, (2) İngilizlerde "Kont", (3) Horatio Herbert Kitchener, 1850-1916, (4) "Altın Üretiminin Kâbe'si" olarak bilinen, İngiltere'nin beş katı büyüklüğündeki bölge, (5) "scorched earth" politikası, (6) 1901'de başlatılan "concentration camps" uygulaması, her bin sivilden 344'ünün çeşitli hastalıklardan ve açlıktan öldüğü bir katliam çeşitlemesiydi; toplama kamplarına tıkılan sadece siyah Afrikalıların sayısı 107.000. (7) Sir Mark Sykes (1879-1919), (Cool İkinci Boer Savaşı, (9) "honorary attaché", (10) En ibret vericilerinden birisi olarak, bakınız, Kut'ül Amara cephesi, Aralık 1916, (11) 16 Mayıs 1916, (12) Mektuptan bazı maddeler: 1... Arap devletinin veya Arap konferasyonuna bağlı devletlerin danışman veya yabancı görevli talepleri, (a) bölgesinde sadece Fransa, (b) bölgesinde sadece Büyük Britanya tarafından karşılanacaktır. 2-/haritada işaretli/ Mavi renkli bölgede Fransız, kırmızı renkli bölgede Büyük Britanya, Arap devleti veya Arap konfederasyonuna bağlı devletlerle istedikleri ve uygun olduğunu düşündükleri dolaylı ya da dolaysız yönetim ve denetim düzenlemeleri yapabileceklerdir. 3-/haritada işaretli/ Kahverengi bölgelerde, kurulacak olan uluslararası yönetimin şekli, Rusya, diğer müttefiklerimiz ve Mekke şerifi temsilcileriyle istişare edildikten sonra kararlaştırılacaktır. 5-İskenderun, Britanya imparatorluğu ticaretine açık bir liman olacak; Britanya gemilerine ve Britanya menşeli mallara liman vergileri veya liman imkânlarında ayrımcılık yapılmayacak... Hayfa, Fransa ve Fransız dominyonları ve Fransız himayesindeki ülkelere açık bir liman olacak, Fransız gemilerine ve Fransız mallarına ayrımcılık uygulanmayacaktır... 6-Bağdat demiryolu (a) bölgesinde Musul'un güneyine, (b) bölgesinde Samarra'nın kuzeyine uzatılmayacak... 7-Büyük Britanya'nın Hayfa'yı (b)bölgesine bağlayan demiryolunu inşa ve idare etmeye ve yegane sahibi olmaya hakkı vardır ve hattı asker sevkıyatı için sonsuza dek ve istediği her zaman kullanma hakkına sahip olacaktır... 10-Arap devletinin hamileri olarak İngiliz ve Fransız hükümetleri, üçüncü bir gücün Arap yarımadasında... yer edinmesine... Kızıl Deniz'in doğu sahilleri veya adalarında deniz üssü kurmalarına rıza göstermeyecekleri hususunda mutabık olacaklardır..." Mektup, "Türkiye'nin Asya'da parçalanması veya yeniden düzenlenmesinde İtalyan talepleri sorunu"nun göz önünde bulundurulması gereğini hatırlatarak biter. (13) ö. 1931, Kıbrıs , (14) Doç. Dr. M. Ali Büyükkara, makale, "İbni Suud'a İngiltere-Hindistan İmparatorluğu'nun şövalyelik nişanı", (15) The New Yorker dergisi, 24 Mart 2003, (16) 1868-1926, (17) 1888-1935, (18) 1874-1965, (19) kullandığı tanımlar a lively terror ve uncivilized, (20) "Coccus", (21) 1864-1937, (22) 1862-1933, (23) 1937-2006
ha alev halatlı ha ben lol!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 36 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz: Ptsi 06 Ekim 2008, 16:06

emiroğlu demiş ki:
happydance fark eder mi abi ha mümtazer türköne ha ben siz yorum yapın yeter komik

bunepeki ula saf işte bende o yüzden sordum yazdığın mesaj ile bu konunun ne alakası var ..

ayrı konu açmayı bi öğrenemedin gitti yaf.. ahkafam

bi yakalayım seni... bak neler yapacam... box badboy

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz:

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Bugüne kadar darbe olmadıysa nedeni Özal. İşte ilginç analiz:

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: Sosyal Hayat & Medya :: KARA KUTU -

/

Bedava forum | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın