Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Yan masa(l)! (M.Nedim Hazar)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Yan masa(l)! (M.Nedim Hazar) C.tesi 20 Eyl. 2008, 10:32

Aslında kızdıkları kendileri... Ve gerçek yüzlerine tutulan aynadaki görüntünün tuhaflığı onları bu kadar sinirlendiren. Birey olarak değil güruh olarak...Açıklayayım:
Ergenekon dolayısıyla ortalık yere saçılan tonlarca belgelerin arasında kimileri muazzam bir sahici ayna görevi üstlendi. Piyasada zorlama demokrat, sonradan görme modernist, garabet derecesinde laikçi ve tanımlayamadığımız bir dolu kılıkla gezinenlerin iç dünyalarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini hem yüzlerine vuruyor hem de kendilerine canlarını sıkan kocaman bir gerçeğin aynasını tutuyordu bu belgeler.

Suna Vidinli'ye karşı bu kadar nezaketsizce öfkelenmelerinin nedeni de bu aslında; gerçek kendileri ile oluşturdukları illüzyon arasındaki uçurumun verdiği rahatsızlık. Sen, patronunun her dediğini kutsal metin gibi savunacak ve öyle bir refleks geliştireceksin ki; patronun ima dahi etmeden aslanlar gibi cepheden cepheye atlayacak, çatışmadan çatışmaya girecek, aldığın küçük sıyrıkları pansuman yaparken enseni okşayan patronuna kahraman edasıyla bakacaksın. Sonra, kendi çevrende, iç dünyanda gerçek kendini ağzından kaçıracak, dedikodusunu yapacak, dilin şiştiği, yahut bir basamak daha atlamak için bilerek söyleyeceksin. Biri de aynayı sana tutunca kendine kızıp köpürmek yerine, aynayı tutana saldıracaksın.

Ergenekon delil dosyalarına bir bakın ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Misal kendini demokrasi havarisi gibi gösteren bir yaşlı cuntacı, bir meslektaşı için gayet yumuşakça tanımlamalar kullanır, ötekine 'delidir, arızalıdır' gibi kişilik tanımlamaları kullanır... Oysa eminim bunlar yüz yüze baktığında birbirini yıkar, yalarlar. Gazete sayfasında da öyledir. Yan yana televizyon programı yapanların Ergenekoncuların yanına ayrı ayrı girdiğinde birbirinin arkasından neler söylediğini yine bizzat Ergenekoncuların kayıtları söylüyor bize.

Gariptir, bunlar birbirine kızıp, 'vay çakal yüzüme bakıp, ardımdan sallıyor' diyeceklerine bunları yayınlayanlara kızıyorlar.

Ki vaktiyle kendileri bu tür şeyleri yapmamış olsa yine gam yemeyeceğiz. Hani, 'Adamlar haklı, birbirinin yüzüne enseye şaplak, ardından her türlü hareket mubah, mantığında olsalar bile yapılan gayr-ı ahlaki' diyebilmemiz için muhataplarımızın bu açıdan sabıkasız bir geçmişe sahip olması gerekmiyor mu?

Bakın dün 'yan masa gitti' diye vaveylayı basan Andıç Medyası'nın Halay Başı geçmişte ne yazmıştı:

Tarih 2 Eylül 2007. Taktik klasik İbrahim Tatlıses taktiği; 'mağaradan geldim, sonradan görmeyim!' Bu ülkede hep işe yarar bu; acılar içinde yetiştim, bakmayın şimdiki görgüsüzlüğüme yoksulluk içinde büyüdüm ben!

Her neyse, halay başı aynen şöyle yazıyor:

"Bundan bir ay kadar önceydi... Yedi sekiz kişilik bir masadayız... Öyle bir sessizlikte, tabiatıyla yan masadan gelen sesleri de alıyorum... Orada güzel bir kadın konuşuyor. Kimden söz edilse, aynı cevap: 'Şekerim o sonradan görmedir."' Sonrası klasik pop-sosyolog taktiği; ortamın karhamı oluveriyor! Şimdi böylesi satırları kaleme alan bir zihniyetin bir süre sonra şunları yazmaya hakkı var mı?

"Yan masadan uzanmış bir kulağın, hayatımızdan neler götürdüğünü hiç düşündünüz mü? Düşünün, Boğaz'ın kıyısında bir balıkçı restoranındasınız... Karşınızda sevdiğiniz bir arkadaşınız... İstediğiniz gibi konuşuyorsunuz. Kral sizsiniz. Tebaa da sizsiniz... Karşınızda güvendiğiniz bir arkadaşınız, konuşuyorsunuz. Oysa nasıl da aldanmışsınız. Yan masada vahşi bir predator, uzun kulağını size dikmiş... Dikmiş de ne kelime, masanızın ortasına edepsizce sermiş, sizi dikizliyor, röntgenliyor. Ahlaksız deseniz yanında melek kalacak... Terbiyesiz deseniz, hafifletici neden sanacak..." Manzaranın garabeti dikkatinizi çekiyor değil mi? Hele bir de olayın kahramanı bir 'fonda martı' arkadaşımız var ki o tam evlere şenlik. Kılık değiştirip bilmem ne toplantısına sızan, sonra bunu köşesinde ballandıra ballandıra anlatan. Yazı hayatının yarısından fazlası abuk sabuk gizli ilişkilerin faşı ve kişisel itiraflar olan birinin bu durumdan rahatsız olup öfkeden delirmesinin mantığını biraz önce yukarıda izah ettiğim nedenden başka ne ile izah edebilirsiniz?

Sen yapınca 'istemeyerek kulak misafiri olunuyor' ve sonradan bunu kahramanlığına örnek olarak memlekete yayınlıyorsun, başkası yapınca predator öyle mi? Ne âlâ bir mantık!

Put kırıcının en fonda martıcasının üslubuyla attıralım: Tanrım ne kadar da çelişkiliyim ama yine de tapıyorum kendime!


20 Eylül 2008, Cumartesi

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org

Yan masa(l)! (M.Nedim Hazar)

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: GAZETE YAZILARI ve YAZARLARI -

/

Yetkinforum.com | Sanat, Kültür ve Hobiler | Other literature | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog