Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

KULLUK VE HZ. MEVLÂNA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: KULLUK VE HZ. MEVLÂNA Cuma 17 Ekim 2008, 16:15

Ele alınan bütün cihet ve hususiyetleriyle Mevlâna bir gerçektir, vakıadır, insanlık için güzel bir numûnedir. Ancak bütün bu güzellik ve mükemmelliklerin etrafında toplandığı temel bir gaye var ki bu da kulluktur.

Mevlâna kulluk sınavının hikmetlerini şöyle açıklamakta:



“...İnsana acı gelen, tatsız gelen emir olmasaydı, güzel, çirkin, taş, inci bulunmasaydı / Nefis, şeytan, hevâ ve heves, yaralanmak, çalışmak, savaşmak olmasaydı / Padişah, kullarını ne adla ne lakapla çağıracaktı a perdesi yırtılmış kişi / Nasıl o sabırlı, o hilim sahibi diyecekti? Nasıl o babayiğit, o hikmet elde etmiş diyecekti? / Sabırlılar, gerçekler, yoksulları doyuranlar, yol kesen olmadıkça, lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça nasıl olur; nasıl belirir, anlaşılır?”



Mevlâna’ya göre kulluk imana tanıklık eder:

“Şu namaz da, oruç da, hac da, cihad da hep inanca tanıklık eder / Şu zekat vermek, armağan sunmak, hasetten vazgeçmek de içteki gizli şeye tanıklık etmektedir / Oruç der ki: Bu kişi, helâlden bile çekindi, harama nasıl el atar? / Zekat der ki: O kendi malından ayırdı da yoksula verdi, din ehlinin malını nasıl çalar?”



Mevlâna, vasiyetinde de kulluk görevlerini hatırlatmakta ve insanları kulluk görevlerini yerine getirmeye davet etmektedir.

“A ulu kişi, gücün yettikçe, peygamberlerle erenlerin yolunda çalış, çabala / Birisi inanç yolunda kulluk yolunda yürür de bir soluk olsun ziyan ederse kafir olayım ben.”



Kulluk, insan ve insanlık açısından en büyük realitedir. Varoluşun gayesini, hayatın mânâ ve mantalitesini ifade eder. Kulluktan daha anlamlı bir iş insan için mevcut değildir. Kulluk nüktesinin kaybolduğu her hareket anlamsız, her ümit sonuçsuz ve her teşebbüs nihâî olarak başarısız kalmaya mahkumdur.



Cenab-ı Hak: “Biz cinleri ve insanları ancak ibadet maksadıyla yarattık.” buyurarak bu ana gerçeğe parmak basmıştır. Şu mealdeki ayet de kulluğun yönünü anlatıyor: “Ey imanda sebat gösteren (mutmain olan) kul (nefs)! Dön Rabbine! Sen ondan razı o da senden razı olarak.”



Mevlâna, yeni bir din vazetmemiştir. Bütün varlığı ile İslâm’ı yaşamıştır. Onun mantığı kulluk mantığıdır. Allah’tan gayrı olan herşeyin kalpten çıkarılmasıdır.



İslâm’ın dışında kulluk aranmaz. Onun eserlerinde İslâm vardır. Kulluk ancak İslâm ile yaşanır.



Bakınız bir rubaisinde ne der Mevlâna:

Men bende-i Kur’anem, ta can darem

Men hâk-i reh-i Ahmed Muhtarem

Ger nakl künet cüz in kes ez güftarem

Bizarem ez o vü zan suhen bizarem."

“Yaşadığım müddetçe Kur’an’ın bendesiyim

Hz. Muhammed’in (sav) yolunun toprağıyım ben

Birisi benim sözümden bundan başka bir söz

Naklederse, ondan da o sözden de bizarım.

HÜRRİYET


Hürriyet Allah’a kulluktur. Hür insan, Allah’a kul olandır. Nefsin ve şeytanın arzuları istikametinde hareket, yaradılış gayesine ters düşmektir. Nefsin perdelerini aralayıp veya ortadan kaldırıp Hakk’a vuslattır kulluk, O’nun huzurunda olmaktır. O’nsuz olan anlar köleliktir.

Mevlâna, “Mihrabı dost cemali olan kimse için, yüz çeşit namaz, yüz çeşit rüku ve secde vardır” der. Bu konuda Cenab-ı Hak: “Ne yana dönerseniz Allah oradadır” buyurmuştur. Resulullah da (sav): “Namaz mü’minin miracıdır.” buyurmuştur.

GERÇEK HÜRRİYET OLARAK KULLUK:

Evet, “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” buyurulmuştur. Bu büyük bir gerçektir. Mevlâna şöyle der: “Elinden geldiği kadar kul ol, sultan olma, Gûy denilen top gibi mütevazi ol, cevgân olma.” Kulun elinden kulluktan başka birşey gelmez. Mevlâna’ya göre, benliğin olduğu yerde kulluk olmaz. Zira benlikte, gurur ve kibir vardır. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Peygamberimiz: “Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez. Kalbinde zerre kadar iman olan cennete girer.” buyurmuştur.

Mevlâna, kulluğu, Hakk’ın kalplere nazar etmesine bağlıyor. Mesnevî’sinde: “Dostun kulluğu sana henüz elvermemişken (sana kulluk nasip olmamışken) şahlığa meylin nereden zuhur etti?” der. Demek ki, şah olabilmek nefsini mağlup etmeye bağlıdır. Nitekim Peygamberimiz, “Pehlivan rakibini değil, kızdığı zaman nefsini mağlup edendir.” buyurmuştur.

Allah aşkına, insan, kullukla vuslat edebilir: Vecd halinin zuhuru kullukla mümkündür. Nitekim Mevlâna: “Ya Rab, bana aman ver. Kalbimden irade kudretimi de sen aldın. Namaz kılarken, acaba yaptığım rükû tam oldu mu, imamlık eden kimdir, Allah hakkı için bunların hiçbirinden haberim yok.” demiştir. Nitekim Fahr-i Kainat Efendimiz, ibadet esnasında vecd halinde iken karısı Hz. Aişe, “Ya Resulallah (sav) bu hal ne?” diye sorduğunda cevaben, “Sen kimsin?” diye sorar. Hz. Aişe (ra), “Ben Aişe’yim.” “Aişe kimdir.” diye sorulur. Hz. Aişe de “Karın Aişe, Ya Resulullah.” diye açıklamak zorunda kalır. O vecd halinde aralarında böyle bir konuşma geçer.

Mevlâna, bu tatlı gerçeği, “Âşıklar daima namazdadırlar. Aşkın sarhoşluğu bulunan başlar, ne beş vakitle istirahat eder, ne beşyüz binle...” sözleri ile anlatır.

“Kulluk sadece cesetle değil, gönülle ibadet etmektir. Ezan sesleri kalbimin mescidine öyle muhrik gelir ki, onun tesiri ile gönül mabedimin kapısı aşk ateşiyle yanıyor.”

“Zahid sakalını tıraş edinceye kadar, ârif, Allah’a ulaşır”

Bütün bu sözler Hz. Mevlâna’ya aittir.

Mevlâna’ya göre cennet, Allah’ın nazar edip süslediği mekândır. Hakk’ın nazarı cennette olduğu için cennet güzeldir. Yoksa sadece nimetler, istenilen değildir. Nitekim Yunus Emre bu gerçeği şöyle ifade ediyor:

“Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri,

İsteyene ver sen ânı / Bana seni gerek seni."

Bu mantıkla kul olmuş insan-ı kâmil cennete eştir. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de, “Ey imanda sebat gösteren, mutmain olan nefs! Dön Rabbine, sen O’ndan razı, o da senden razı olarak. Gir kullarımın arasına ve gir cennetime.”12 buyuruluyor. Ayet-i kerimede, Allah, kulunun cennete girmesi için onu sevdiği kullar arasına dahlediyor. Zira onların kalbleri de Allah’ın nazar ettiği mekândır.

Mevlâna’ya göre iman veya kullukta temel, korkudur:

Birgün Hıristiyan Rum usta, Mevlâna’nın evini tamir ediyormuş. Müridlerden bazıları ona şaka yollu:

- Niçin müslüman olmuyorsun? Dinlerin en iyisi İslâm dinidir, demişler. Rum usta:

- Elli seneye yakındır ki İsâ dinindeyim. Dinimi terketmek için ondan korkuyor ve utanıyorum, demiş. Bu sırada Mevlânâ içeri girmiş ve:

- İmanın sırrı korkudur. Her kim Allah’tan korkarsa, o, Hıristiyan da olsa din sahibidir, dinsiz değildir." diyerek asıl tehlikenin dinsizlik ve imansızlık olduğunu işaret etmişti. Bunu duyan Hıristiyan usta derhal iman etmiş ve müslüman olmuştur.

Rıza, Kullukla Mümkündür

Kulun Allah’tan Allah’ın da kulundan razı olma hali, kulluğun doruk noktasıdır. Bu makamda, hayır da müsavidir, şer de. Her şeyin faili Allah olduğu için artık itiraz kalkmıştır. Her hal ile itaat olunmuştur. Nitekim İbrahim Hakkı Hazretleri: “Hoştur bana senden gelen/ Ya hıl’at u yahut kefen/ Ya gonca gül yahut diken/ Lütfun da hoş, kahrın da hoş” demiştir.

Kulluk, Tazarru ve Niyaz İledir

Kulluk ilimle, amelle ve ihlasladır. Yani ibadetledir. Mevlâna’nın hayatında ifadesini bulduğu en kâmil şekliyle... Mevlâna’yı da yakînen tanımak için kulluğu daha köklü anlayalım.

Kulluk (ubudiyet) yaratılış gayesi doğrultusunda Allah’a bağlılığı ifade eder. Mahlûkatın en anlamlı işi ubudiyettir. Bu kulluk görevi insan ve cinler dışındaki mahlukatta cebrî, insanda ve cinlerde ise ihtiyârîdir.

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: KULLUK VE HZ. MEVLÂNA Cuma 17 Ekim 2008, 16:23

Kulluğun Bazı Esasları için TIKLA


İşte Mevlâna, temeli kulluğu kâmil anlamda gerçekleştirmek olan nefis terbiyesini gerçekleştiren tasavvuf yolunun bir müntesibi, bir kâmilidir. O halde Mevlâna’nın yolu, kâmil anlamda kulluğu gerçekleştirmektir şeklinde özetlenebilir.



Bu hususta bazı sözlerine yer verelim:



“Ey delikanlı, o yüce yolculuk için, mihrab yanındaki mum gibi kulluğa kıyam et, Hakk’a hizmetin kemerini belinden çıkarma.”



“Allah’a vuslatın hasreti ve O’na erişin talebiyle, fitili kesilmiş mum gibi sabahlara kadar gözyaşı dökerek yan, yakıl.”



Bu kulluk yolunda aklın, Kur’an’a tâbi olmasını, Resulullah’ın mesajına teslim olmasını ister:

“Aklı, Muhammed Mustafa’nın önüne kurban et; ‘Hasbiyallah’ de ki: Kula Allah yeter.”

“Eğer sen Mukaddes Kur’an’ın dergahına kaçarsan, orada bütün peygamberlerin ruhlarıyla görüşürsün.”



Mevlâna’nın şu sözleri de kulluğu önemle vurgular:

“Elinden geldiği kadar kul ol, sultan olma ‘Gûy’ denilen top gibi mütevazi ol, ‘Çavgan’ olma.”

“Her kul, köle olduğu kapıdan azad olunca sevinir, mesrur olur. Bense senin ulûhiyet kapında ne zaman kul, köle olursam, o vakit sevinir, şâd olurum.”



Ve Mevlâna’da kulluk aşk derecesini alır:

“Aşk içinde hayat bulan kimsenin yanında Allah’a kulluktan başka herşey küfürdür.”

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org

KULLUK VE HZ. MEVLÂNA

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: ABİDE ŞAHSİYETLER :: Evliya Hayatları :: Mevlana -

/

Forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com