Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

kartlar yeniden karılıyor | Ali Bayramoğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
emiroğlu




Yaş : Kayıt tarihi : 09/09/08 Mesaj Sayısı : 589 Nerden : İş/Hobiler : Lakap : amcasını arıyor

MesajKonu: kartlar yeniden karılıyor | Ali Bayramoğlu Salı 17 Şub. 2009, 10:28

Ergenekon soruşturmasını kriz politikalarıyla durduramayan, soruşturmanın çapı genişledikçe varlık ve güçlerini tehlike altında görenler, özellikle son operasyondan sonra, Sabih Kanadoğlu meselesinin yarattığı ivme etrafında, birçok koldan harekete geçti.



AC_FL_RunContent( 'codebase','http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=7,0,19,0','width','200','height','160','hspace','20','vspace','20','align','right','src','reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160','quality','high','pluginspage','http://www.macromedia.com/go/getflashplayer','movie','reklam/bankasya_0708_kredikarti_aksiyon_sitegeneli_200x160' ); //end AC code








Önemli günler yaşıyoruz…

Türk siyasi dengeleri yeniden hareketleniyor, daha doğrusu mevcut iktidar mücadelesi sert çatışma noktalarından birine ulaşmış görünüyor.

Taşıyıcı olan yine aynı mekanizma, Ergenekon soruşturması ve davası...

Olup biteni şöyle anlatmak mümkün:

Ergenekon soruşturmasını kriz politikalarıyla durduramayan, soruşturmanın çapı genişledikçe varlık ve güçlerini tehlike altında gören kimi kesimler, özellikle son tutuklama operasyonundan sonra, Sabih Kanadoğlu meselesinin yarattığı ivme etrafında, birçok koldan harekete geçti.

İlk adım yüksek yargı düzeyinde atıldı.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, İstanbul Başsavcısını ve yardımcısını Ankara'ya çağırarak soruşturma savcısı Zekeriya Öz'ün bu görevden alınmasını istedi. İstedikleri bu sonuca ulaşamadılar ama iki ara ve önemli başka sonuç aldılar:

1- Öz'ün operasyon ve gözaltı taleplerini başsavcılığın iznine tabi kıldılar.

2- Ergenekon soruşturma ekibindeki savcı sayısını sürekli artırarak Öz'ün karşı ağırlığını oluşturma ve karar mekanizmasını yavaşlatma niyetlerini gerçekleştirdiler.

Formel yollardan atılan bu adımlar informel ilişkilerle desteklendi, diğer bir ifadeyle yüksek yargının duruma vaziyet eder hâle gelmesi, yani kendisini göstermesi hâkimleri etkilemeye, etkileme zemininin oluşmasına imkân verdi.

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un ilginç bir şekilde bir gece yarısı nöbetçi mahkeme tarafından tahliye edilmesi bu durumun açık ve tipik göstergesidir.

Tolon'un avukatları daha önce 10 kez tahliyesini istemiş, bu talep her seferinde reddedilmişti. Bu red kararlarının altında değişik nöbetçi mahkemelerin ve nöbetçi hâkimlerin imzası vardı.

Şöyle söyleyelim: Bugün eski DGM'de 27 hâkim bulunuyor ve bunların 15 tanesi tahliyeyi red yönünde imza atmış.

Bu durumda Tolon'un tahliye edilmesini, zamanlaması da dikkate alınırsa, hukuki bir mantıkla açıklamak çok zordur. Nitekim Şener Eruygur'un eşinin internete düşen bir telefon görüşmesinde söyledikleri, "12. ve 14. Ağır Ceza bizden yana" ifadesi, "adamına göre, adamını uydurarak" tarzını kanıtlamaktadır.

Bu tahliye kararı, içeriği açısından da son derece sıkıntılıydı. Tolon'un tutuklanma gerekçesi olarak tek bir belge dikkate alınıyor ve bunun delil değerinin kalmadığı söyleniyordu kararda. Buna karşın biliyoruz ki Tolon sadece bu belgeden değil, başka belgeler ve fişlerden ötürü de tutuklanmıştı. Nitekim savcıların tahliyeye itirazını gözden geçiren mahkeme heyeti bu gerçeği göz ardı edemedi. Ama tahliyeyi onayladı, gerekçeyi değiştirerek: Tolon, sağlık ve yaşlılık nedeniyle tahliye edilmişti.

Bu gelişmeler, Ergenekon soruşturmasını engellemek için içeriden atılan adımların keskinleştiğini ve sonuç vermeye başladığı gösteriyor…

Buna karşın Ergenekon davasının ve soruşturmasının arkasında her tür psikolojik ve hukuki desteği veren bir siyasi irade var. Açık söylemek gerekirse bu dosyayı ve gelişmeleri bire bir ve yakından izleyen bir Başbakan var.

Başbakan'ın bu desteğinin süreceği açıktır.

Ancak bu desteğin, bürokratik hamlelerle etkisinin azaltılması kadar, siyasi açıdan sıkıştırılması da söz konusu olabilir.

Ne demek bu?

Orduyu bir kurum olarak daha çok devreye sokmak, tepki vermeye itecek bir zemin oluşturmak demek…

Peki, bu yapılıyor mu?

Kanımızca evet…

İki örnekten yola çıkalım…

Eski Genelkurmay başkanları Karadayı ve Kıvrıkoğlu'nun, hiç konuşmayan, basınla hiç ilişki kurmayan bu iki generalin bir anda ve endişe içinde hem basına açılması, hem Genelkurmay Başkanlığı'na ulaşması dikkat çekici bir gelişmeydi.

Her iki emekli orgeneralin söyledikleri ve tavırları, isimlerinin Ergenekon soruşturmasına dâhil edilme endişesi taşıdıklarına işaret ediyordu.

Ordunun iki eski komutanının, iki eski Genelkurmay başkanının gözaltına alınması ya da sanık hâline gelmesi ordunun sınırlarını gerçekten zorlayabilecek bir gelişmeyi ifade eder. Nitekim kanımız odur ki, Genelkurmay Başkanı, kriz haftasında, yani son Ergenekon operasyonu sırasında, Başbakan'la özellikle bu konuyu, iki eski Genelkurmay başkanı meselesini görüşmüştür.

Demek istediğimiz şudur:

Karadayı ve Kıvrıkoğlu isimlerinin ortaya atılması bizce Ergenekon soruşturmacılarının değil, Ergenekoncuların işidir. Orduyu sertleşmeye, askeri hükûmete yönelik açık adımlar atmaya itmeyi hedeflenmiştir.

Ve yine kanımızca bu, içinde bulunduğumuz aşamada kısmen başarılı olmuştur.

Gelelim ikinci örneğe…

Geçen hafta, Radikal Gazetesi, Ergenekon sanıklarından İbrahim Şahin'in "askerden aldığı talimatla kurmaya çalıştığı 300 kişilik vurucu timin doğrudan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a bağlı olacağını" söylediğini iddia etti.

Ve bu iddia hemen ertesi günü Genelkurmay Başkanlığı tarafından uzun ve sertçe bir açıklamayla yalanlandı. Burada en dikkat çekici yön, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un adıdır. Nitekim ordunun asıl tepkisi buna olmuştur.

Anlamı ne bunun?

Bizce şu: Ordu içinde yasalcı bir çizgiyi korumaya çalışan, Özkök ekolünü bir tür devam ettiren Başbuğ'un ve etrafının daha keskin ve angaje bir tavır almaya davet edilmesi, itilmesi…

Açıkçası güç kavgası ağır manipülatif bilgilerin ortada dolaştığı bir noktaya gelmiştir.

Bir yanda ordu içi ayrılmalar, öte yanda ordu-sivil ayrışması ve değişme sürecinde izlenen iniş, çıkışlar…

Evet, bu üç seviyede kartlar yeniden karılıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

kartlar yeniden karılıyor | Ali Bayramoğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: GAZETE YAZILARI ve YAZARLARI -

/

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog