Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Heyet-i İrşadiye'den haber(iniz) var(mı)! [Yorum - Yusuf Çağlar]

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 36 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Heyet-i İrşadiye'den haber(iniz) var(mı)! [Yorum - Yusuf Çağlar] C.tesi 25 Nis. 2009, 18:39


[Yorum - Yusuf Çağlar] Heyet-i İrşadiye'den haber(iniz) var(mı)!
Son günlerde yorum yazılarının pek çoğunda 'Genelkurmay Başkanı'nın konuşma metni üzerinden yeni yorumlar kaleme alınıyor. Şu ya da bu şekilde askerin siyaset üzerindeki tesirini bir kez daha deşifre eden 'vurgu'lanmış bu konuşma metninde işin esasından çok, askeriyenin Peygamber ocağı olması bahsinin hemen mabadında 'cemaatler'in bu ülkenin esas unsurlarından biri değil de; sanki, yabancı ve zararlı faaliyetler içinde olan insanlardan müteşekkil bir güç odağı olarak lanse edilmesi pek şaşırtıcı bir yorumdur.


Genelkurmay Başkanı'nın konuşma metninin televizyonlarda yankılandığı günlerde sahaflardan gelen müjdeli bir haber, tarihî bir hakikati de gözler önüne sermesi bakımından mühim bir gerçeğin 87 yıllık belgesi olarak kendini ortaya koymuştur. Bir yıldan az bir zaman önce bulunan bu fotoğraf karesindeki isimlerin tamamının bugün bizlere kendilerini açık etmeleri pek mühim bir tevafuktur.

Fotoğrafın başkahramanı Burdur mebusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından hayet-i irşadiye'nin reisi olarak vazifelendirilmiş şair Mehmet Âkif Bey'dir. 30 Ağustos'ta gerçekleştirilecek büyük taarruzdan az bir zaman önce, 3 Ağustos 1922'de Afyon/ Çay'da Birinci Erkan-ı Harbiye Reisi Emin Bey'in hemen yanı başında duran İstiklal Şairi'nin sol yanında ise başka bir komutan, Sakallı Nurettin (Töre) bulunmaktadır. (1)

30 Ağustos Zaferi'ni tarihe altın harflerle yazacak Mehmetçiklerin maneviyatını yükseltmek ve Birinci Ordu Komutanlığı Karargâhı'nda vaaz etmek için bulunan İrşat Heyeti'nde Karesi (Balıkesir) Mebusu Abdulgafur Efendi (Iştın), Ankara Mebusu Ali Fuat Bey (Cebesoy) ve Kayseri Mebusu Atıf Bey de vardır.

Bugün, o aziz zafer günlerinin ilk meşalelerinden birini Kastamonu Nasrullah Camii'nde ve cephelerdeki Mehmetçik'in sinesinde tutuşturan Burdur Mebusu şair Mehmet Âkif Bey'in vaazından bilmem ki haberimiz var mıdır? Masabaşlarında birtakım evhamlarla yazılan nutukların aksine, bakınız; Mehmet Âkif Anadolu'daki kurtuluş hareketini manen ateşleyen 19 Teşrinisani 1336 (19 Kasım 1920) Cuma günü Nasrullah Camii kürsüsünden yaptığı vaazında neler haykırıyor Türk milletine:

"(...) Ey cemaâti Müslimin! İnsan için kendi aleyhine bile çıksa hakkı hakikati söylemek lâzımdır. Ben de bir zamanlar Kitabullah'ı okurken bu gibi Ayet-i Celileye geldikçe; 'Acaba diğer milletlere karşı biraz şiddetli davranılmıyor mu? Müslüman olmayan milletler hakkında daha merhametkâr olmak icâb etmez miydi?' gibi düşüncelere dalardım. Gerçi bu hatıraların sırf şeytanî vesveselerden başka bir şey olmadığını bilirdim. Lâkin velev şeytanî olsun, o düşünceleri içimden söküp atıncaya kadar, hayli uğraşmalara mecbur kalırdım. Acaba bu vesvesenin kaynağı ne idi? Burasını araştıracak olursak işi biraz tabii görürüz. Öyle ya, gözümüzü açtık 'Avrupa medeniyeti, Avrupa irfanı, Avrupa adaleti, Avrupa efkâr-ı umumiyesi' nakaratından başka bir şey işitmedik. İngiliz adaleti, Fransız hamiyeti, Alman dehası, İtalyan terakkiyatı kulaklarımızı doldurdu. Lisan bilenlerimiz doğrudan doğruya bu heriflerin eserlerini, bilmeyenlerimiz tercümelerini okuduk. Edebiyatları, hele ediplerinin ahlâkî, insanî, içtimaî mevzuları pek hoşumuza gitti. Yazarların ahlak ve insanlık değerlerini eserleriyle ölçmeye kalkıştık. İşte bu mukayeseden itibaren aldanmaya, hatadan hataya düşmeye başladık. Bu adamların sözleriyle özleri arasında asla münasebet, benzerlik olamayacağını bir türlü düşünemedik. İşte okuyup yazanlarımızın çoğuna bulaşan bu sapma, bu hata bir zamanlar bana da musallat oldu. Bereket versin ki yaşım ilerledi, tecrübem arttı; özellikle Avrupa'yı, Asya'yı, Afrika'yı dolaşarak 'Avrupalı' dediğimiz milletlerin esaret altına, tahakküm altına aldıkları biçare insanlara karşı revâ gördükleri zulmü, gadri, hakareti gözümle görünce artık aklımı başıma aldım...

(...) Avrupalıların ilimleri, irfanları, medeniyetteki, sanayideki ilerlemeleri inkâr olunur şey değildir. Ancak insaniyetlerini, insanlara karşı olan muamelelerini kendilerinin maddiyattaki şu terakkileriyle ölçmek katiyyen doğru değildir. Heriflerin ilimlerini, fenlerini almalı; fakat, kendilerine asla inanmamalı, asla kapılmamalıdır.

Bunların bütün insanlara, bilhassa Müslümanlara karşı öyle kinleri, öyle husumetleri vardır ki, hiçbir suretle teskin edilmek imkânı yoktur. Görünüşte dinsiz geçinirler. Hürriyet, vicdan diye kâinatı aldatıp duruyorlar. Hele biz Müslümanları, biz Doğuluları taassupla itham ederler dururlar. Heyhat! Dünyada bir mutaassıp millet varsa Avrupalılardır. Gerçek, Avrupalılardan daha mutaassıp bir cemaat vardır ki o da Amerikalılardır. Taassuptan hiç haberi olmayan bir millet isterseniz o da bizleriz.

(...) Ey cemaati Müslimin! Milletler topla, tüfekle, zırhlı ile ordularla, teyyarelerle yıkılmıyor, yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki bağlar çözülerek, herkes kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etmek sevdasına düştüğü zaman yıkılır. Atalarımızın 'kale içinden alınır' sözü kadar büyük söz söylenmemiştir... İslâm tarihini şöyle bir gözümüzden geçirecek olursak güneyde, doğuda, kuzeyde, batıda yetişen ne kadar Müslüman hükümetleri varsa hepsinin tefrika yüzünden, aralarında çıkan fitneler, fesatlar, nifaklar, geçimsizlikler yüzünden istiklallerine veda ettiklerini, başka milletlerin esaretleri altına girdiklerini görürüz. (...) Biz Osmanlı Müslümanları, dünyanın üç büyük kıtasına hâkimdik. Koca Akdeniz, koca Karadeniz hükmümüz altında bulunan koca koca memleketlerin ortasında birer göl gibi kalmıştır. Ordularımız Viyana önlerinde gezerdi. Donanmalarımız Hint denizlerinde yüzerdi. Müslümanlık bağı; ırkı, iklimi, lisanı, âdetleri, ahlakı büsbütün başka olan kavimleri birbirine sımsıkı bağlamıştı.

(...) Ey cemaati Müslimin! Gözünüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliklerimizi kurutan iç meseleler yok mu: Havran meselesi, Yemen meselesi, Şam meselesi, Kürdistan meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağı ile çıkarılmış meselelerdir...

(...) Hakikat bizler, hazinelerin üzerinde oturmuşken gelip geçene avuç açan dilencilere, ekin ambarlarına yaslanmış olduğu halde açlıktan ölen sersemlere döndük! Bu halimize ne kadar teessüf olunsa Hüdâ bilir yine azdır..."
(2)

(1)- Zekeriya Özdemir'in hazırladığı "Milli Mücadele'de Devletleşen ve Devleşen İl Balıkesir" isimli eserin (Muhtemel baskı tarihi 1990/Ankara) sayfaları arasında bu resmi ve isimleri bulmak mümkündür.
(2)- Nasrullah Kürsüsünden Mehmet Âkif'in verdiği vaazın tamamını okumak için bkz: Millî Mücadele'de Mehmet Âkif Kastamonu'da, Hazırlayan: Mustafa Eski, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1983

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org

Heyet-i İrşadiye'den haber(iniz) var(mı)! [Yorum - Yusuf Çağlar]

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: Sosyal Hayat & Medya :: KARA KUTU -

/

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog