Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Ya Darbe olsaydı ( Aksiyon )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Ya Darbe olsaydı ( Aksiyon ) Salı 28 Nis. 2009, 15:04


Ya darbe olsaydı?
Ergenekon soruşturması derinleştikçe ortaya çıkan belge ve günlükler, Türkiye’nin son yıllarda ‘çok şıklı’ darbeleri teğet geçtiğini gösteriyor. İkinci Ergenekon iddianamesinin merkezindeki cunta; darbe kabinesi, vali ve belediye başkanlarını bile hazırlamış...
Tarih, 3 Aralık 2003. Yer, Genelkurmay Başkanlığı Yüksek Askerî Şûra toplantı salonu. Bütün kuvvet komutanları ve birinci derecede yetkili isimler büyük masanın etrafında toplanmış, görüş beyan ediyor. Söz alan herkes, kısa bir değerlendirmeden sonra, yapılması gerekenleri sıralıyor. Gündem, klasik memleket meseleleri değil. AK Parti hükûmeti ve genel gidişata dair ‘derin’ analizler yapılıyor. Söz sırası Orgeneral Hurşit Tolon’a geliyor: “Bu iktidar ne olduğunu ortaya koydu. Ancak takiyyeye başvuruyor. Bu hükûmet öncelikli tehdittir, sonraki tehditler bölücülük ve irticadır. Seçimden önce ikaz etmezsek önümüzde aşamayacağımız bir engel çıkacaktır. Halk bize sırtını çevirmez. Bu hükûmet ulusal onurumuzla oynamaktadır. Bu iktidarın alternatifi var mı? Şu anda yok gibi görünüyor…” Devamını Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur getiriyor: “Söylenecekler söylendi. Sadece bir iki konu ilave etmek istiyorum. Her şey elden gidiyor…”

Toplantıda tansiyon giderek yükseliyor. Bir ara Eruygur ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek göz göze geliyor. Gözünü kaçıran Örnek oluyor, önündeki bardaktan su içme bahanesiyle. Gerilim arttıkça görüşler daha da netleşiyor. Salona bir ‘fırtına’ havası hâkim olmaya başlıyor. Çünkü söz sırası Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına’dadır: “Eylem planının amacı anayasayı korumaktır. Takdimde TSK’nın eylem planını tek başına yapamayacağını belirtmek bir zafiyettir. Bu cümleler kayıtlardan çıkarılmalıdır. Parlamento, Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Yeniden anayasa yapılmalı ve içine kendini koruyacak her türlü imkân konulmalıdır. Bu hükûmetle olmaz. Hukuki şart müsaittir. Gereken yapılmalıdır.” Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman söylenenleri daha da netleştiriyor: “Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz.”

Toplantıdaki herkes, son sözün sahibinin, yani Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün ne söyleyeceğini merak ediyor. Her şey onun ‘oluruna’ bakıyor çünkü. Ve söz sırası Özkök’te: “Teşekkür ederim, herkesin aynı fikirde olması güzel. Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükûmet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz. Yapabileceğimiz birçok şey olduğuna da inanıyorum.”

Bu diyaloglar ve darbe planları, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait olduğu söylenen günlüklerde geçiyor. Bu işte en aktif ve etkin rolü oynayan kişi ise dönemin Jandarma Genel Komutanı, emeklilikten sonra Atatürkçü Düşence Derneği Başkanı olan Şener Eruygur. Darbe veya muhtıra planı Hilmi Özkök’ün karşı çıkmasıyla akim kalır. ‘Ayışığı’ diye kodlandırılan darbe planının ardından yine Şener Eruygur tarafından bir başka darbe planı daha yapılır. Bu kez ‘Sarkız’ adı seçilir. ‘Eldiven’ ise darbe planları serisinin zirve noktasıdır. Bunun arkasında da yine Ergenekon sanığı Şener Eruygur vardır. Son tahlilde Ergenekon tutuklusu Gazeteci Mustafa Balbay’ın günlüklerine yansıyan darbe çalışmaları Türkiye’nin aslında ne tür badirelerden geçtiğini ortaya koyuyor. ‘Ayışığı’, ‘Sarıkız’, ‘Eldiven’ darbe planlarına göre, Türkiye’yi tam bir kaos bekliyordu. Balbay’ın günlükleri de (2000-2005’te generallerle yaptığı görüşme notları) Türkiye’nin darbenin eşiğinden döndüğüne dair ciddi bir delil.

Bu notlarda, söz konusu darbelerin aşaması bir bir anlatılıyor. Balbay bir nevi muhtemel bir darbenin tarihini yazmış. Öyle ki, 28 Şubat’ta bitirilmeyen darbenin artık yapılması gerektiği ısrarında olanların gözü dönmüşlüğü günlüklerin satır aralarında ortaya çıkıyor. Dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Erdal Şenel, Balbay’a şöyle diyor: “Ya biz bu işi 28 Şubat’ta bitirecektik. Her şeyi hazırladık. Bakanlar Kurulunu dâhil. Karadayı bizi uyuttu. Artık gelip 10-15 yıl gitmeden işleri halletmek gerekiyor. Üstelik, 1997’de AB yoktu. Kopenhag olmamıştı. Şimdi her şey çok daha zor.” Balbay’ın günlüklerinde eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un kendisine gelen mektupları Cumhuriyet Gazetesi yetkililerine anlattığı bölüm de var. Bu mektuplarda, “1. Ordu ihtilale hazırlanıyor” deniyor. Özetle, ortalık buram buram postal kokuyor o tarihlerde.

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi muhtıra ve darbeleri yaşayan Türkiye’de yeni bir darbe olsaydı nasıl bir tablo ortaya çıkacaktı? Bugün, Ergenekon Terör Örgütü sanıkları tarafından organize edildiği anlaşılan darbe planları gerçekleşseydi ‘yaşanacaklar bir film senaryosundan daha trajik olurdu’ yorumu yapılıyor. Darbe planları ve yapılmak istenenlere bakarak, neler olacağını, yine Ergenekon’un dokümanları arasında görmek mümkün. İşte Ergenekon’un yapmayı planladığı darbenin öncesi ve sonrasındaki Türkiye manzarası; biraz senaryo biraz da gerçek:

Türkiye’nin 7 bölgesinin, kritik 17 şehrinde bazı dernekler ‘ordu göreve’ pankartlarını açıp valilik binalarına yürüyor. Gözü dönmüş tetikçiler, kalabalıkların üzerine ateş açıyor. Çıkan kargaşada azgın bir grup iş yerlerini ve bazı resmî kuruluşları ateşe veriyor. 7 ayrı bölgede şoke edici cinayetler işlendiği haberi ajanslara düşüyor. İstanbul’da önemli bir gazeteci, Ankara’da bir Alevi lider, Sivas ve Malatya’da birer gayrimüslim vatandaşın öldürüldüğü söylentisi ulaşıyor haber merkezlerine. Failler daha cesetlerin üzerinden namluları çevirmeden hazır kıta bekleyen asker ve milis kuvvetler harekete geçiyor. Resmî kurum ve kuruluşlar zapt ediliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin basıldığı haberi Edirne’den Kars’a dalga dalga yayılıyor. Baskın yapılan dernek ve vakıfların önemli temsilcileri bulundukları yerden ‘merkez’e götürülmek üzere brandayla örtülmüş kamyonlara bindiriliyor, dipçik darbeleriyle. Biraz sonra, derdest edilen Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın sorgulanmak üzere Millî Kuvvetler’in merkezine götürüldüğü haberi duyuluyor. Başbakan’a sahip çıkma gösterileri yapılmak isteniyor; ancak silahlı ve motorize milis kuvvetlerin kalabalıkları sindirmesi uzun sürmüyor…

Neler olup bittiği kısa süre sonra anlaşılıyor. Ele geçirilen resmî bir televizyon kanalında siyah kalpaklı, beline silah kuşanmış 65 yaşlarında birisi arkasında silahlı, üniformalı kişiler olmak üzere kamera karşısına geçiyor: “Halkın selameti için ülkede yeni yönetim başa geçmiştir. Bu yönetim demokrasi ve huzur getirecektir. Paniğe yer yoktur. Milis kuvvetlere yardımcı olun. Derhal yeni anayasa yapılacak. Ülkeyi satan hainler ivedilikle cezalandırılacaktır.”

Olup bitenlere ilk tepki AB’den geliyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği macerasının bittiği duyuruluyor önce. Amerika’nın tutumu da sert oluyor. Türkiye’ye ambargo uygulanacağı ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından ilan ediliyor.

Darbe duyurusundan sonra yeni bir Türkiye tasavvuru gündeme alınıyor. Tabir yerindeyse ‘taş üstünde taş bırakılmayacak’ felsefesiyle hareket ediliyor. Yönetimi ele geçirdiği söylenen Ergenekon Terör Örgütü, çok geçmeden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK), Meclis’i, bürokrasiyi ve yerel yönetimleri şekillendirmeye başlıyor. TSK bünyesinde görevli yüzlerce subay ‘AK Parti yanlısı’ ve ‘irticacı’ diye ordudan atılıyor, üstelik mahkemeye gerek görülmeden. Darbe yönetimi, TSK’nın kritik notlarına kendi düşüncesindeki kişileri hemen yerleştiriyor. Hedef, yüz yıl sürecek bir devrim. TSK’nın iç düzenlemesi yapılıyor, Baas tipi bir sisteme geçiliyor. Darbeciler için örnek model de vardır: Adil Serdar Saçan’ın Tuncay Güney’den aldığı CD içindeki ‘Türkiye’yi şekillendiren Kemalist bir generalin portresi: Veli Küçük’.

Yönetim ele geçirildikten sonra Meclis derhal feshediliyor ve yeni kabine sivil ve askerlerden oluşturuluyor. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, başbakan yapılıyor (Aygün’ün gözaltına alındığı sırada ‘beni zorla başbakan yapacaklar’ diye sayıkladığı yansımıştı basına). Hüseyin Görüm’ün Diyanet İşleri Başkanı, Muzaffer Tekin’in ise Türk Silahlı Kuvvetleri’ne orgeneral rütbesiyle geri dönüyor ve I. Ordu Komutanı olarak atandığı ilan ediliyor. Görevlendirme bu şekilde devam ediyor.

Kabineyi kuran ve yeni atamalar yapan darbeciler, çok geçmeden görevden aldıkları siyasilerin bazılarını yurtdışına sürgüne gönderiyor. Asker ve sivil üyelerden oluşan darbe mahkemesi başbakan, cumhurbaşkanı ve bakanların bir kısmını yargılıyor. Mahkemenin bazı kişiler için idam kararı çıkaracağı zapt edilen televizyon kanalından duyuruluyor. ‘Hain’ denilen kişilerin cezalandırılmasına geçiliyor. Tutuklananlar arttıkça cezaevlerinde yer boşaltmak için af çıkarılıyor. İsteyenler milis kuvvetlere alınıyor. İlk olarak Kuvayı Milliye Derneği kurucusu emekli Albay Fikri Karadağ’ın elindeki 13 bin 500 kişilik ‘hain’ listesinde olup da sağ kalanlara işlem yapılıyor.

İlerleyen günlerde milis kuvvetlerin sayısı arttırılıyor. Naziler ve İran’daki muhafızlar gibi direkt darbecilere bağlı özel bir ekip oluşturuluyor. Motorize olan bu birimde görevli sayısı 1 milyona kadar ulaşıyor. Ekibin önemli bir kısmı sabıkalılardan seçiliyor. Her köşe başında ‘devrim’i koruyacak asker polis karışımı bu ekip, emniyet teşkilatını ortadan kaldırıyor. Başı kalpaklı, üniformalı, coplu, silahlı ve telsizli ekipler kolluk görevinin yanı sıra istihbarat ve fişleme işlerine de başlıyor. Bu faaliyetler aynı zamanda halkın sindirilmesine yarıyor. (Kuvayı Milliye Derneği tarafından 300 motosiklet alınarak bunun hazırlığı yapılmıştı.)

Bazı sivil toplum kuruluşları ile onlara bağlı bütün dernek ve vakıfların kapısına kilit vuruluyor ve önemli yöneticileri çıkarıldıkları mahkemelerde tek celsede tutuklanıyor ya da idam cezasına çarptırılıyor. Cezaya çarptırılanlar için ‘hain ve terörist’ açıklaması yapılıyor. Bu tür gönüllü kuruluşların bir daha ortaya çıkmaması için de sert önlemler alınıyor. (Ergenekon tutuklusu Adil Serdar Saçan, bir telefon görüşmesinde, tekrar göreve gelmesi hâlinde birilerinin kökünü kazıyacağını söylüyordu.)

Gelişmeler, ‘Eldiven’ kod adlı darbe planında yazılanlara göre seyrediyor. Yeni anayasa hazırlanıyor, tüzük, yönetmelikler ve ‘kırmızı kitap’ın (Millî Güvenlik Siyaset Belgesi) yeniden hazırlanmasına hız veriliyor. ‘TSK merkezli halk’ diye tanımlanan bir proje ortaya konuyor. Amaç, orduevlerine milis ve eşlerinin de girebilmesini sağlamak.

Bu arada, yabancılar sınır dışı edilmeye başlanıyor. Yabancı sermaye sahiplerinin mallarına ‘devrim hakkı’ denilerek el konuyor. Ekonomik sistemin adı Ulusal Ekonomi Modeli şeklinde belirleniyor. Türkiye’nin dışa kapanıp iç dinamikleriyle kendi kendine yeten bir ülke konumuna getirilmesi amacıyla projeler geliştiriliyor. Yarı Çin yarı Sovyet Rusyası modeli benimseniyor. Merkez Bankası daha çok para basarak ekonomiyi rahatlatmaya çalışıyor. Ama bu hesap tutmuyor. Çünkü karşılıksız para ile birlikte enflasyon artıyor ve ekonomideki kaos daha da büyüyor. Sanayi tamamen devrim için çalışmaya başlıyor. İlaç sektörü yarı ilaç yarı kimyasal türü silah üretimi yapmaya başlıyor (Ergenekon dokümanlarında NBC türü silahların üretimi üzerinde titizlikle duruluyordu). Tıp sektörü tam bir keşmekeşin içine giriyor. Hasta sayısı artıyor ve ilaçlar artık özel izin dâhilinde veriliyor. İletişim ve haberleşme ağları milis kuvvetlerin izniyle çalışıyor. Televizyonlarda her gün belirli saatlerde darbeyi öven programlar yayınlanıyor. RTÜK kaldırılıp yerine bütün medyadan sorumlu bir birim kuruluyor. Darbe hükûmeti, artık seyahat özgürlüğüne kısıtlama getirildiğini de duyuruyor. Havalimanları dış seferlere kapanıp kontrolü milis ve askerler tarafından sağlanıyor. Halkın ulaşım aracı olarak treni tercih etmesi zorunlu hâle getiriliyor. Her trende milis kuvvetlerden ekipler görev alıyor.

Darbe ile birlikte yerel yönetimlerde önemli değişiklikler yapılıyor. Belediye başkanı aynı zamanda valinin görevini yürüten kişi oluyor. Bunun için genç subaylar göreve getirilerek yeni bir yerel hizmet modeli geliştiriliyor (Darbe planlarında bu konu net bir şekildi ortaya çıkmıştı. Mustafa Balbay’ın günlüklerine yansıyan notlara göre de Ergenekoncular yerel yönetimler üzerinde duruyor: Tümüyle bir temizlik. SBF mezunu, yerel yönetimleri bilen, eğitim almış subaylar var. Bu son şans olabilir. Yoksa daha kötü…) Emekli Tümgeneral Doğu Silahçıoğolu, Sultanbeyli Belediye Başkanlığı’na getirilerek bütün modeller bunun üzerinden yürütülüyor.

Okullar ve dinî mekânlar yeniden dizayn ediliyor. Darbeciler kendi düşüncelerindeki öğretmen ve idarecileri görev başına getiriyor. Okullarda askerî eğitim, tarım gibi dersler de verilmeye başlanıyor. Ergün Poyraz’ın yazdığı kitaplar ‘yardımcı ders kitabı’ kapsamına alınıyor. Millî Güvenlik dersinin saati artırılıp sadece ‘devrim’ anlatılıyor. Camilerde ve cumalarda darbecilerin uygun gördüğü hutbeler okunuyor. Devrimin ardındaki ilk cuma hutbesini Diyanet İşleri Başkanlığı’na atanan ‘İmam Hüseyin’ lakaplı Hüseyin Görüm okuyor. Görüm cemaate ‘ulusalcı inanç’ konulu hutbeyi okuyor. Televizyondan canlı yayınlanan hutbede ‘devrimin nimetleri’nden bahsediliyor. Öğretmen ve din görevlilerine ‘devrim’in sembolü olan kalpak takma mecburiyeti getiriliyor. İlköğretim 11 yıla çıkarılıyor ve kara önlük dönemi yeniden başlıyor. İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi yabancı dil dersleri kaldırılıp müfredata Rusça ve Çince konuluyor. Okullardaki Atatürk köşelerine Lenin’in heykel ve resimleri de asılıyor. ‘İrticacı ve devrim karşıtı’ oldukları gerekçesiyle binlerce öğretmen, memur ve doktor meslekten ihraç ediliyor. Üniversiteler, hem eğitim hem de milis kuvvetler merkezi olarak kullanılıyor artık. YÖK Başkanı Kemal Alemdaroğlu kara kalpağı ile sık sık milislerle istişare toplantılarına katılıyor.

Devamı için tıklayın >>> http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=32661

(Mesut Çevikalp)

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Ya Darbe olsaydı ( Aksiyon ) Salı 28 Nis. 2009, 15:06

KAOS EYLEMLERİ



Ergenekon Terör Örgütü’nün ülkede kaos çıkarmak için birçok eylemin tertipçisi olduğu belirtiliyor. 3 Kasım 2002’de AK Parti tek başına iktidara geldi. Bu, Türkiye’nin yeni açılımlar yapmasının yolunu açtı. AB normları çerçevesinde bazı düzenlemeler gündeme geldi. Ancak çok geçmeden karanlık güçlerin eylemleriyle kaos havası oluşturma çabası içine girildi. İşte bazı olaylar ve zamanlaması:

1 Haziran 2004: Uyuyan terör örgütü PKK, sözde ateşkesi bozduğunu açıkladı. Bu açıklamada ‘derin avukat’ Mahmut Şakar’ın etkili olduğu belirtiliyor.

21 Mart 2005: Mersin’deki Nevruz gösterilerinde Türk bayrağı yakıldı. İki Kürt işçiyi linç etmek isteyen ve DTP il binasını basmaya çalışan grup yerine, saldırıdan ağır yaralı kurtulan işçiler gözaltına alındı.

6 Nisan 2005: Trabzon’da bildiri dağıtmak isteyen DHKP-C’li bir grup linç edilmek istendi.

10 Nisan 2005: Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyesi 4 kişinin tutuklanması üzerine Trabzon’da basın açıklaması yapmak isteyen dernek üyesi grup linç girişimine maruz kaldı. Trabzon polisi, olayların büyümesini son anda engelledi.

12 Nisan 2005: Sakarya’da, TAYAD’lılara yapılan saldırıları protesto etmek için bildiri dağıtan 5 kişi yüzlerce insanın saldırısına uğradı.

Ekim 2005: Van ve Hakkâri’de terör odaklı patlamalar meydana geldi.

6 Temmuz 2005: HADEP Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan, Diyarbakır’ın Bağlar semtinde kafasına ateş edilerek öldürüldü. Fidan, PKK ile ters düştükten sonra Osman Öcalan’ın kurduğu PWD’nin Türkiye koordinatörlüğünü üstlenmişti.

16 Temmuz 2005: PKK, Kuşadası’nda aralarında İngiliz ve İrlandalı turistlerin de bulunduğu beş kişinin öldüğü, 13 kişinin yaralandığı bombalı saldırıyı düzenledi. Eylemi, üzerinde ‘derin güçler’ etiketi bulunan Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) üstlendi.

21 Ağustos 2005: İzmir Seferihisar’da 5 Kürt genci PKK’lı oldukları gerekçesiyle linç edilmek istendi.

6 Eylül 2005: Gemlik’te yapılması planlanan ve izin verilmeyen mitinge katılmak için yola çıkan otobüsler Bozüyük’te bazı ‘milliyetçi’lerin saldırısına hedef oldu. Otobüsü yakma girişimi üzerine yüzlerce kişi yaralandı.

10 Ekim 2005: Kayseri’de basın açıklaması yapan sosyalist grup, ‘milliyetçi’ gençlerin saldırısına uğradı.

2 Kasım 2005: Rize’de TAYAD üyelerine saldırıldı. Amaç yine kargaşa çıkarmaktı.

12 Aralık 2005: Samsun’da bildiri dağıtan Temel Halklar Federasyonu üyesi dört genç linç girişimine maruz kaldı.

31 Aralık 2005: Artvin’de bildiri dağıtan iki TAYAD üyesi dövüldü.

9 Kasım 2005: Şemdinli’de 2 astsubay ile bir PKK itirafçısının katıldığı Umut Kitapevi’nin bombalanması olayı yaşandı. Olaydan sonra Genelkurmay Başkanı’nın adının da geçtiği bir iddianame hazırlandı. İddianameyi hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya meslekten men edildi. Davaya bakan askerî mahkeme, sivil mahkemenin 39 yılla cezalandırdığı 2 astsubayı tahliye etti.

5 Şubat 2006: Trabzon’daki Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro bir genç tarafından kilise bahçesinde öldürüldü.

25 Şubat 2006: İzmit’te ülkücü olduğunu söyleyen grup, bayrağı tekmelediğini iddia ettikleri bir genci linç etmeye kalkıştı.

28 Mart 2006: Muş-Bingöl arasındaki Şenyayla Bölgesi’nde öldürülen 14 PKK’lı teröristten 4’ü Diyarbakır’da toprağa verildi. Bu sırada çıkan olaylarda kent merkezi savaş alanına döndü. Roj TV’den yapılan çağrı sonucu birçok esnaf iş yerini açmadı. Ofis semtinde açık olan 50 iş yerini PKK yandaşları molotofkokteyli ve taşla tahrip etti. Göstericilerin saldırdığı bankaların ATM’leri kullanılamaz hâle geldi. Olaylara asker müdahale etmek istedi; ancak Vali Efkan Ala izin vermedi.

4 Mayıs 2006: Hakkâri’de, asker çocuklarını taşıyan servis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamada 8’i asker, 11’i çocuk toplam 21 kişi yaralandı.

21 Mayıs 2006: İzmir Kemalpaşa’da Kürt kökenli kişilere saldırıldı. Ülkü Ocakları 2. başkanı çıkan başka bir kavga sonucu öldü.

17 Mayıs 2006: Kanlı Danıştay saldırısı gerçekleşti. Katil Alparslan Aslan yakalandı. Aslan’ın Ergenekon Terör Örgütü’ne çalıştığı belirlendi.

28 Ağustos 2006: Marmaris’te, biri minibüste ikisi çöp kutusunda olmak üzere üç ayrı yerde meydana gelen patlamalarda 10 İngiliz turist ile 11 Türk vatandaşı yaralandı.

28 Ağustos 2006: Antalya’da Emniyet Müdürlüğü ve Belediye İş Hanı önünde meydana gelen patlamalarda 3 kişi öldü 20 kişi yaralandı. Eylemi, TAK üstlendi.

29 Ağustos 2006: Konya’nın Bozkır ilçesinde Kürt inşaat işçilerine yönelik linç girişimi başlatıldı. 25 işçi ilçe dışına çıkarıldı. Muhtemel bir Kürt-Türk çatışması son anda önlendi.

13 Eylül 2006: Diyarbakır’da, ailelerin dinlenmek için gittiği Koşuyolu Parkı yakınlarında patlama oldu. 17 kişinin yaralandığı olayda biri bebek 11 kişi hayatını kaybetti. PKK ile TİT, olayı üstlenme yarışına girdi.

19 Ocak 2007: Ermenice yayın yapan Agos Gazetesi’nin Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Ogün Samast tarafından gazete binası önünde silahla vuruldu. Olay bütün dünyada şok etkisi yaptı. İstanbul’da ‘Hepimiz Ermeniyiz’ sloganları eşliğinde gösteriler yapıldı.

18 Nisan 2007: Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde misyoner oldukları gerekçesiyle biri Alman vatandaşı 3 kişi boğazları kesilerek öldürüldü. Faillerin ve azmettiricilerin Ergenekon’la bağlantılı olduğu sanılıyor.

22 Mayıs 2007: Ankara’da sınır ötesi operasyon için tezkere tartışmaları yapıldığı günlerde Anafartalar Çarşısı önünde bir patlama meydana geldi. 7 kişiyi öldü, 17 kişi yaralandı. Saldırının faili Güven Akkuş’un karışık hayat hikâyesi dikkat çekiciydi.

4 Haziran 2007: Tunceli-Pülümür Kocatepe Karakolu’na baskın düzenleyen teröristler 7 askeri şehit etti.

6 Ekim 2007: Şırnak Beyağaç köyünde 12 vatandaş öldürüldü.

7 Ekim 2007: Şırnak’ta gezici askerî birlik saldırıya uğradı, 13 asker şehit oldu. 8 asker PKK’lılar tarafından kaçırıldı. Olay tarihe ‘Dağlıca baskını’ olarak geçti. Dağlıca Karakolu’nda 13 şehit verilmesinden sonra TSK’ya sınır ötesi operasyon yetkisi veren tezkere 17 Ekim’de Meclis’ten geçti.

3 Ocak 2008: Diyarbakır’da bir dershane önünde meydana gelen patlamada 7 öğrenci hayatını kaybederken 65 kişi yaralandı.

22 Ocak 2008: 22-27 Ocak arasına İstanbul’da PKK terör örgütü mensuplarınca 6 ilçede 26 araç ateşe verildi. Şubat mart aylarında da 6 ilçede 32 araç yakıldı. BİM marketlerinin şubesine molotoflu saldırı gerçekleşti.

27 Temmuz 2008: İstanbul Güngören’de 10 dakika ara ile 50 metre mesafede iki patlama gerçekleşti. 16 kişi hayatını kaybetti, 144 kişi yaralandı.

3 Ekim 2008: PKK terör örgütü mensuplarınca Aktütün Karakolu’na baskın düzenlendi. 17 asker şehit edildi.

9 Ekim 2008: Diyarbakır’da Polis Okulu servis aracı teröristlerin saldırısına uğradı. 5 polis memuru şehit edildi.

13 Ekim 2008: Balıkesir’de Kürt kökenli vatandaşlara yönelik linç girişimi başlatıldı. Burhaniye’deki olaylar büyümeden önlendi.

26 Ekim 2008: Ergenekon’a yönelik yeni operasyonların yapıldığı sırada İstanbul’da yine alevler yükseldi. 27 Ekim - 8 Kasım arasında PKK’lılarca 37 araç yakıldı.

7 Ocak 2009: Ergenekon kapsamında yeni gözaltılar başladı. 10-18 Ocak 2009 tarihleri arasında PKK terör örgütü mensuplarınca İstanbul’da 38 araç yakıldı.



KOLTUKLARI HAZIRDI!

1) Millî Birlik Komitesi Başkanı ve Devlet Başkanı: Şener Eruygur

2) Millî Birlik Komitesi Üyesi: Hurşit Tolon

3) Millî Birlik Komitesi Üyesi: İlhan Selçuk

4) Başbakan: Sinan Aygün

5) İçişleri Bakanı: Veli Küçük

6) Adalet Bakanı: Kemal Kerinçsiz

7) Sağlık Bakanı: Turhan Çömez

Cool Millî Eğitim Bakanı: Kemal Gürüz

9) Gençlik ve Spor Bakanı: Fikri Karadağ

10) Avrasya Birliği’nden Sorumlu Devlet Bakanı: Doğu Perinçek

11) Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı: Tuncer Kılınç

12) Sanayi Bakanı: Mustafa Özbek

13) Emniyet Genel Müdürü: İbrahim Şahin

14) MİT Müsteşarı: Levent Ersöz

15) Diyanet İşleri Bakanı: Hüseyin Görüm

16) YÖK Başkanı: Kemal Alemdaroğlu

17) Anayasa Mahkemesi Başkanı: Sabih Kanadoğlu

18) Birinci Ordu Komutanı: Muzaffer Tekin

19) CHP Genel Başkanı (Tek Parti): Tuncay Özkan

20) Daha sonra kurulacak muhalefet partisi lideri: Mustafa Balbay

21) Adli Tıp Kurumu Başkanı: Ümit Sayın

22) Sakarya Üniversitesi Rektörü: Emin Gürses

23) Sultanbeyli Belediye Başkanı: Doğu Silahçıoğlu

24) Devlet Tiyatroları Gn. Müdürü: Nurseli İdiz

25) Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu: Seyhan Soylu (Sisi)

(Mesut Çevikalp)

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Ya Darbe olsaydı ( Aksiyon ) Salı 28 Nis. 2009, 15:06

BAŞARSALARDI İŞTE BU LİSTEYE GİRECEKTİK

20. yüzyıl dünya tarihine askerî darbeler damgasını vurdu. Latin Amerika’da Arjantin, Şili; Asya’da Birmanya; Afrika’da ve Avrupa’da; Yunanistan, Türkiye gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde askerler birkaç kez demokratik sürece müdahale etti. Askerî darbeler aynı zamanda güçlü devletlerin zayıf devletler üzerindeki planlarını gerçekleştirebilmeleri için uygun fırsatlar da hazırladı. İşte 21. yüzyılda dünyada hükûmetleri deviren darbeler:

2002-Venezuela: Güney Amerika ülkesi Venezuela’da iktidara oy çokluğu ile gelen Hugo Chavez’e karşı 2002’de ABD destekli bir darbe yapıldı; darbe başarılıydı ama halkın Chavez yanlısı gösterileri, ordu içinde de ayrışmaya yol açtı. Chavez darbeden 2 gün sonra yeniden iktidarı ele geçirdi, askerî cunta dağıtıldı.

2003-Orta Afrika Cumhuriyeti: Orta Afrika Cumhuriyeti’nde eski Genelkurmay Başkanı François Bozize’e bağlı isyancılar Mart 2003’te başkent Bangui’yi ele geçirip ülke yönetimine Bozize adına el koydu. Devlet Başkanı Ange-Felix Patasse Kamerun’a sığındı.

2005/2008-Moritanya: Afrika’nın kuzeybatısındaki Moritanya’da ekonomik ve siyasi kötü gidişatı gerekçe gösteren ordu, 3. kez yönetime el koyup (onlarca da başarısız darbe girişimi mevcut), Başbakan Muaviye Veled et-Tayi’yi görevden aldı. Ordu 2008’de yeniden darbe yaptı ve eski Devlet Başkanlığı Muhafız Komutanı Abdulaziz, Moritanya Devlet Konseyi’nin başına getirildi.

2006-Tayland: Uzakdoğu ülkesi Tayland’da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sondhi Boonyaratkalin, ülkedeki ihtilafları sona erdirmede başarısız olunduğu gerekçesiyle yönetime el koydu. Başbakan Thaksin Shinawatra hükûmeti feshedildi. Ülkede seçimle iktidara gelenler 18. kez zorla yerinden edildi.

2006-Fiji: Ülkenin dördüncü darbesinde hedef Başbakan Laisenia Karase’ydi. Genelkurmay Başkanı Frank Bainimarama önderliğindeki darbe, önce başkenti, ardından da başbakanlık konutunu sarmış, kısa zaman içinde ülkeye hâkim olmuştu.

2008-Gine: Batı Afrika ülkesi Gine’nin 74 yaşındaki Devlet Başkanı Lansana Conte’nin ölmesinin ardından askerler darbeyle yönetime el koydu. Yüzbaşı Musa Dadis Camara, darbe gerekçesini “Devlet kurumlarının ülkedeki krizlere çözüm getirememesi” şeklinde açıkladı.

2009-Madagaskar: Hint Okyanusu’ndaki Madagaskar Adası’nda iktidar ile muhalefet arasında aylardır süren kriz, muhalefet lideri DJ Andry Rajölina’nın askeri yanına çekip darbe ilan etmesiyle yeni bir boyuta ulaştı. Rajölina, Devlet Başkanı Marc Ravalomanana’yı devirip meclis, senato ve hükûmeti lağvettiğini ilan etti.

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org

Ya Darbe olsaydı ( Aksiyon )

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: DÜNYA VE ÜLKEMİZDE YAŞAM :: GAZETE YAZILARI ve YAZARLARI :: Aksiyon Dergisi Yazıları -

/

forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi blogunuzu yaratın