Ay ve Güneş

/

 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Video BölümüVideo Bölümü  
SIK KULLANILAN BÖLÜMLER
Tıkla Dinle Kutucukları & Maneviyat& Aşk ve Sevgi & Lakırdı Ovası & SEYR-i ALEM & DİVAN-I EDEBİYAT
GİTMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜN İSMİ ÜZERİNE TIKLAYIN
EN SON GÖNDERİLEN 10 MESAJ
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi 17 Haz. 2017, 13:04
Perş. 25 Mayıs 2017, 09:45
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:58
Cuma 12 Mayıs 2017, 09:56
Perş. 04 Mayıs 2017, 09:33
Salı 25 Nis. 2017, 09:47
Çarş. 19 Nis. 2017, 09:57
Perş. 30 Mart 2017, 09:46
Perş. 23 Mart 2017, 09:03
Ptsi 20 Mart 2017, 09:18

Allah imhal eder ama ihmal etmez...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Allah imhal eder ama ihmal etmez... Cuma 15 Mayıs 2009, 18:44

Öncelikle bilmeyenler için kelimelern ve cümlenin manası nedir onu anlatalım sonra da alıntılarla konuyu izaha çalışalım,

"imhal" kelime manası ile Erteleme, Mühlet verme, Sonraya kalmasına müsaade etmek demektir. Yani cümlede anlatılmak istenen kısaca şudur; Allah ihmal etmez yani unutmaz sadece süre verir. Peki kime verir bu süreyi yada niye verir öğrenelim.

Etrafımızda gördüğümüz bir sürü kötülük var. Gerek yakın cevremizde gerekse dünyanın çeşitli yerlerinde akıl sır erdiremediğimiz kötülükler. Ve tabi kendi başımıza gelen haksızlıklar, öyle ki Rabbimizden istediğimiz yardım'ın -haşa- unutulduğumuz için bize ulaşmadığını düşündüren hadiseler.

Aslında bu sözü bu dusturu başka bir dusturla beraber anmak lazım, "kişiler zülmeder kader tecelli eder" .

Allah'in adaleti er ya da gec mutlaka tahakkuk eder. Kimsenin yaptigi yanina kalmaz!..

Bu gercegi Arap atasozunde su kelimelerle ifade ederler :

- Men dakka, dukka!..

Turkcemizde ise, "Calma kapiyi, calarlar kapini" seklinde dile getirirler.

Eninde sonunda Ilahi adalet yerini bulur, birinin kotu niyetle kapisini calanin bir gun kapisi calinir. Men dakka, dukka!. dunyasidir bu...

Oyle ise kimse gucune, kuvvetine, zorbasina ve dayatmasina guvenerek kotuluge yonelmesin.

Unutmasin ki, ALLAH (imhal) eder, ama (ihmal) etmez... Yani muhlet verir, ama unutmaz, kimsenin yaptigini yanina birakmaz. Bir de bakarsiniz ki, kotu niyetle kapi calanin bir gun kapisi calinmis, yaptigi yanina birakilmamis, adalet yerini bulmustur...

Demek ki kimsenin kotu niyetle kapisini calmamali, calanlar da yanlarina kalacak sanmamalilar! Bu tespiti mesaj yuklu bir baska tespitle netlestirmeye calisalim.

Efendim, Abbasi halifelerinin besincisi Harun Resid, sarayinin bahcesindeki bir gul fidanini cok begenir. Yapragi, kokusu, gorunusuyle dikkatini ceken gulu ozel bakima almasi icin bahcivana emir verir :

- Bahceye her geldigimde bu gule bakarak dinleniyorum. Bunu ozel korumaya al, topragini iyi karistir, suyunu sIk ver, yapraklarini tezden dokturme!..

Bahcivan uzerine titremeye baslar gulun. Ne var ki, sakinan goze cop batar derler ya. Aynen oyle olur. Bir sabah bahcivan gelip bakar ki, gulun dalina konan bir bulbul, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak birer ikiser yere dusurmus. Tek yaprak birakmamis gulun basinda...

Korku icinde kosar halifeye :

- Sultanim, der, uzerine titredigimiz gulun yapraklarini bir bulbul gagalayarak yere dokmus, tek yaprak birakmamis gulun basinda....

Harun Resid, telas etmeden cevap verir :

- Uzulme efendi uzulme, der. Bulbulun yaptigi yanina kalmaz!..

Rahat bir nefes alan bahcivan isine doner. Bir baska gun bakar ki, bir yilan, yapraklari dusuren bulbulu yakalamis, zehirli disleri arasina almis, yutmak uzere, otlarin arasinda kayip gidiyor. Heyecanla yine halifeye gelir :

- Sultanim, der, bulbulu bir yilan yakalamis, yutarken gordum.

Sultan yine telassiz :

- Merak etme efendi, der, yilanin yaptigi da yanina kalmaz!..

Bahcivan yine isine doner... Bir ara bahcede calisirken otlarin arasinda yilani gorur. Hemen elindeki kuregiyle darbe ustune darbe indirerek yilani orada oldurur. Sevincle geldigi halifeye durumu anlatir :

- Sultanim, der, bulbulu yakalayan yilani ben de bahcede otlar arasinda yakalayip kuregimle oldurdum.

Harun Resid yine sakin :

- Bekle efendi bekle, der, senin de yaptigin yanina kalmaz!..

Nitekim cok gecmez bahcivan hatalar yapar. Yakalayip halifenin huzuruna cikarirlar.

Cezalandirilmasini isterler. Halife emrini verir : Atin bunu zindana!.

Hemen yaka paca zindana dogru gotururken geriye donen bahcivan sunlari soyler :

- Sultanim, der, bulbulun yaptigi yanina kalmaz dediniz, onu yilan yuttu. Yilanin yaptigi yanina kalmaz, dediniz, onu da ben oldurdum. Simdi benim yaptigim da yanima kalmiyor, siz zindana attiriyorsunuz. Herkesin yaptigi yanina kalmiyor da seninki mi yanina kalacak? Demek sana da bir yapan cikacak. Oyle ise gel sen bana yapma ki bir baskasi da sana yapmasin!..

Dusunmeye baslayan Harun Resid, 'Dogru soyledin bahcivan.' diyerek emrini verir: Birakin bahcivani, cicekleri sulamaya devam etsin!.. Derler ki :

- Sultanimiz, siz bunu affederseniz yaptigi yanina kalir!..

- Hayir der, kimsenin yaptigi yanina kalmaz. Yanina kaldigini sandiginiz seylerin hepsi de en agir sekliyle ahirette odemeye tehir edilir. Ama gafil insanlar bunun farkina varamaz da, yaptigi yanina kaldi sanirlar!..

Evet, evet... Kimsenin yaptigi yanina kalmaz. Bunda hic supheniz olmasin. Yanina kaldi sanilanlar daha agiriyla ahirette odemeye tehir edilirler. Ne var ki, gafil insanlar bunun farkina varamaz da yaptigi yanina kaldi sanirlar!. Oyle ise siz birilerine yapmayin ki birileri de size yapmak durumunda kalmasin...

Kaynak : http://www.islamseli.com/kissadan-hisseler/21155-kimsenin-yaptigi-yanina-kalmaz.html

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.


En son mcnn38 tarafından Ptsi 01 Haz. 2009, 08:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Allah imhal eder ama ihmal etmez... Cuma 15 Mayıs 2009, 18:56

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür.
Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.

İşte size irşat eserlerinde haksızlık ve zulüm karşılığı olaylardan bir misal…

Bir gün Musa Aleyhisselam:
- Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes. Rabb’imiz:
- Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir…

Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar.

İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır.

Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer, bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince:

- Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!.. der. İhtiyar:

- Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. diyerek sert karşılık verince, öfkesi başına sıçrayan atlı, ‘Bu yaşta beni mi kandıracaksın?’ diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır.

Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam:
- Ya Rabbi, der, bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?..

Rabb’imiz şöyle hitap eder:
- Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü, diyerek işin geçmişini şöyle açıklar:

- Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde…

İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu. Ölen ihtiyara gelince:

- O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi… Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.

Bundan sonra Rabb’imiz Hazreti Musa’ya şöyle hatırlatmada bulunur:
- Ya Musa! Söyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi… Onun için büyüklerimiz demişler ki:

“Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır!”

Kaynak ; http://fatihiraz.net/2008/03/07/beser-zulmeder-kader-adalet-eder/

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.


En son mcnn38 tarafından Ptsi 01 Haz. 2009, 08:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
mcnn38
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 37 Kayıt tarihi : 04/09/08 Mesaj Sayısı : 1871 Nerden : Geliyon İş/Hobiler : Yaşamak Lakap : GARİB

MesajKonu: Geri: Allah imhal eder ama ihmal etmez... Cuma 15 Mayıs 2009, 18:59

Haram b. Milhan
Fethullah Gülen
03.11.2004
Bi’r-i Maûne şehidlerinin destanını bilmem ki bilmeyen var mıdır? Allah Rasûlü, 70 kadar kurra hafızı, irşad ekibi olarak Amr b. Tufeyl’in kabilesine göndermişti. Aralarında Hz. Enes’in dayısı ve Ümm-ü Süleym’in erkek kardeşi olan Haram b. Milhan da vardı. Haram, Allah Rasûlü’nü delice sevenlerden biriydi. Kabileye yaklaştıklarında arkadaşlarına hitaben, "Önce ben gideyim, siz burada saklanın. Eğer beni dinler ve sözlerime kulak verirlerse, siz de gelirsiniz. Yok, eğer bana birşey yaparlarsa, siz kaçar kurtulursunuz" dedi. Onlar da teklifini kabul ettiler.
Haram b. Milhan, Amir b. Tufeyl’in kabilesine vardı. Önce onu dinliyor gibi yaptılar; fakat hak ve hakikatleri anlatmaya başlayınca da, ansızın mızraklarla vücudunu delik deşik ettiler. Haram b. Milhan, kanlar içinde yere serilirken âdeta gözünden perde sıyrılmış ve öteleri müşahedeye başlamış gibiydi. Herkese ahirette nasip olacak

فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ
"Biz, sen (in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (Kaf, 50/22) mazhariyeti, ona o anda nasip olmuştu. O "Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki, kurtuldum" diyordu. Ve bakışları, cennet manzaralarına dalıp gitmişti. Kâfirler, onu öldürmekle de kalmadılar. Beraberinde gelen ne kadar sahabe varsa hepsini kılıçtan geçirdiler. Allah Rasûlü, o esnada mescidde, ashabıyla beraber oturuyorlardı. Birden hıçkırdı ve hadiseyi yanında bulunanlara haber verdi:

"Sizin kardeşleriniz (Maune suyu başında) şehid edildiler. Şehid edilirken de şöyle dediler: "Rabbim, peygamberine bizim haberimizi ulaştır... Ulaştır Sana mülaki olduğumuzu. Senin bizden razı olduğunu, bizim de Sen’den razı olduğumuzu Peygamberine haber ver." (Bazıları, bu ifadeler mensuh ayetlerdendir der) Rasûl-i Ekrem, bu hadiseden sonra her gün namazda kunut okur ve bu katliamı yapanlara beddua eder.[1] Allah (c.c), bir süre bu bedduaya müsaade buyurur sonra da

لَيْسَ لَكَ مِنْ الأَمْرِ شَيْءٌ
"(Habib-i Zîşanım!) Bu iş seni çok alâkadar etmez" (Âl-i İmrân, 3/128) der. Yani bu iş, Allah’a aittir. O, şehid olana şehadet şerbetini içirecek ve onu aziz edecektir. Kafiri de ebedî cehennem ile cezalandırmak suretiyle zelil edecektir. Cenab-ı Hakk, imhal eder de ihmal etmez. Zalime, kendine gelsin, aklını başına alsın diye mehil verir fakat bir kere de yakaladı mı, iflahlarını keser. Allah yeryüzünde nice cebbarların iflahını kesmiş, nice zalimlerin hadlerini bildirmiştir. Nice firavunların saraylarını altüst etmiş, nicelerini suya batırmış, nicelerinin başına gökten taş yağdırmış ve nicelerini de -Pompei’de olduğu gibi- ateşler altında bırakmış ve gelecektekilerine ibret olsun diye menhus cesetlerini korunmaya almıştır. Yani, Allah mühlet vermiştir ama, hiçbir zaman ihmal etmemiştir. Allah Halim’dir fakat, azabı da çok elimdir. Maûne suyu başında müslüman kanı dökenler, -bilâhere İslâm’a girenler müstesna olmak kaydıyla- hep cehenneme gitmiştir. Halbuki orada şehid olanlar, cenneti kendilerine ebedî mesken edinmişlerdir. İzzet ve şeref bu da değilse, ya nedir!

_________________
Yoruldum her sabah, dönüşüne dair düş görmüş olarak uyanmayı hayal etmekten.
Ben yalanına bile razıyım artık seninle ilgili her şeyin. Bir umudun, bir güneşin...

Yürek sancımın tek refakatçisi, sözcüklerimin yegane bekçisi..
Aldırma satırlarıma bulaşmış hüzün rutubetine.
Önemseme kendimle olan savaşın galibine.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://med-cezir.eniyiforum.org
sevince

avatar

Kadın
Yaş : 31 Kayıt tarihi : 13/07/09 Mesaj Sayısı : 19 Nerden : İş/Hobiler : Lakap :

MesajKonu: Geri: Allah imhal eder ama ihmal etmez... Çarş. 29 Tem. 2009, 23:41

keser döner sap döner gün gelir hesap döner demişler
kimine bu dünyada kimine ahirette verir allah
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Allah imhal eder ama ihmal etmez...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ay ve Güneş :: RUH UFKU :: Sohbet-i Canan -

/

Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın